adtech

yardım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yardım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2010 Çarşamba

Hayat sana bi gol daha attım :))

Seslendirdiğim son kitabı hazırlarken ( işte tam da burada attım golü) bişey keşfettim ve çok duygulandım, gururlandım, Ezildim.
Kitapları seslendirmemi isteyen Eğitmenin de bi görme engelli oluşu yaşattı bana bu duyguları. Ne kadar hayra oldum kendisine bilemezsiniz. Şimdi izninizle Sizlerde hayran olun diye   http://engelsizteknoloji.blogcu.com adresinde yayınlana yazıyı aktarıyorum.

FUTBOL OYNARKEN GÖZLERİNİ KAYBETTİ

Dünyada 37 milyon görmeyen, 124 milyon da az gören yaşıyor. Türkiye’de ise 750 bin görme engelli var. Onların yüzde 25’i doğuştan, yüzde 75’i de geçirdiği bir hastalık sebebiyle görme yetisini kaybetmiş. Yıllardır tüm dünya 12 Ekim’i ‘Dünya Görme Günü’ olarak kutluyor. Türkiye’de ise 2006 yılından bu yana kutlanıyor bu anlamlı gün. Biz de 12 Ekim’i vesile bilerek hayata bir adım geriden başlayıp çok ilerilere gidebilmiş görme engellilerle, başarı hikâyelerini ve bu uğurda yaşadıkları zorlukları konuştuk...

14 yaşına kadar hiçbir engeli olmadan yaşayan biri, bir anda göremezse ne yapar? Bu sorunun cevabını Altınokta Körler Rehabilitasyon Merkezi’nin Zeki Akkök Masaj Eğitim ve Uygulama Bölümü sorumlusu Hakan Erdem’in hayatında bulmak mümkün… 14 yaşında, yerinde duramayan futbol âşığı biridir Erdem. Hayatının son profesyonel maçında havadan gelen topu karşılamak için yükselir. Top o kadar sert atılmıştır ki yüzüne gelir gelmez gözü kararır. Bu durumun geçici olduğunu düşünerek kimseye söylemez.

Aradan haftalar geçer. Fakat gözlerindeki karanlık perde kalkmaz. Gündelik hayatı biraz daha zorlaşır. Mesela, annesi yer sofrası hazırladığında görmeyip yemeklerin içine girer. Kendi bakımını yapmakta zorlansa da ser verir, sır vermez. Olayın patlama noktası ise hayli ilginçtir. Okul merdivenlerini zar zor inen Hakan, öğretmeninin merdivenlerden yuvarlanmasına sebep olur. Öğretmen: “Kör müsün oğlum?” deyince; “Evet göremiyorum” der. Bunun üzerine okul müdürü ve öğretmenler devreye girer. Anne-babasına Hakan’ın durumu anlatılır. Soluğu Malatya Devlet Hastanesi’nde alırlar. Acı gerçeği orada öğrenirler: “Hakan’ın gözlerindeki retina yırtılmış. Şu an yüzde 30 görüyor. İlerleyen yaşlarda hiç görmeyebilir.” Babası oracıkta yığılıp kalır ve ilk kalp krizini geçirir.

8 kardeş arasındaki tek görme engelli Hakan Erdem, zor günler yaşar. Babası ilkokul mezunudur. Fakat oğlunun sağlığına kavuşup eğitimine devam etmesini can-ı gönülden ister. Tedavi için Ankara Göz Bankası’na giderler. Sosyal güvenceleri yoktur. Babası bütün mal varlığını oğlu için harcar. Uzun süren ameliyatlardan sonra Hakan’ın gözleri yüzde 10 açılır. Mesela televizyonu görür ama içindekileri seçemez. Kitabı algılar; ama yazıları göremez.

OKULUNU BIRAKMAK ZORUNDA KALDI

Hayata hafif puslu bakmaya alışsa da futbol arkadaşları tarafından dışlanmaya başlar Hakan. Yaşadığı duygusal çalkantılar, arkadaşlarından tamamen kopmasına ve orta ikinci sınıfta okulunu bırakmasına sebep olur. Eğitimine devam etmek içinse tek seçenek körler okuludur. Başvurur, kontenjanın dolu olduğu söylenir. “Gel” dediklerinde ise 17’sinde bir delikanlıdır. Gitmekten vazgeçer. Bir yıl sonra İstanbul’a gelir. Dışarıdan bitirme sınavlarına girerek önce ortaokulu sonra da liseyi bitirir. Bu esnada dünyaca ünlü masör Prof. Dr. Zeki Akkök’le tanışır ve onun öğrencisi olur. Kendini en iyi şekilde yetiştirmeye çalışır. Bir yandan da Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazanıp tahsiline devam eder. “Başarmak benim için önemliydi” diyor Hakan: “Aileme yük olmak istemiyordum. Görme engelli olduktan sonra babamdan hiç harçlık istemedim.”

Hakan Erdem, kısa sürede kendini toparlamış. Futbol sevgisini yüzmeye vermiş. 50 metre serbestte 12 kez Türkiye birincisi olmuş. Kurbağalamada da 3’üncülükleri var. Görme engelli olması da hayli ilginçlik katıyor mesleğine. Ayrıca Türkiye’de en uzun ve tek resmi masörlük kursunun da sorumlusu şimdi. Şimdiye kadar 94 görme engelli gence masörlük eğitimi vererek iş hayatına atılmalarına vesile olmuş. Kendi mesleğiyle alakalı tüm eğitim programlarını, seminerleri takip ediyor. Eşi Elif Hanım da çok az görüyor. Bir fark var aralarında: Hakan Bey, akşamları hiç göremiyor. Kızları Dilara (3) anne-babasının göremediğinin farkında. Mesela babası bir şey istediğinde götürüp eline veriyor, uzatmıyor. Dolaşmaya çıktıklarında önlerine çıkan çukurları söylüyor. Yerde oyun oynarken “Burada ben varım” diyor. Hakan Bey ilk zamanlar Dilara’nın hassasiyetinden çok etkilenmiş. “Allah büyük, yardım ediyor.” diyor. Ona göre tüm bunlar Allah’ın bir hikmeti…



Daha başakaları da var.
Devamı için lütfen http://engelsizteknoloji.blogcu.com 
sitesine gidin....

21 Aralık 2010 Salı

Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmenin En Basit Kuralları....

- Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın! Bu şekilde o,
herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.

- Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akilli olduğuna

inanacaktır.

- Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince

kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin!

- Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını,

kıyafetlerini, onun için her şeyi siz yapın ki; o bütün sorumluluklarını
başkalarına yüklemeye alışsın!

- Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki; bu sayede aile bir gün

parçalanırsa çok fazla üzülmesin.

 
 - Ona istediği kadar harçlık verin ki; hiçbir zaman kendi parasını
kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.

- Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin

ki; istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.

- Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki,
onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun.

- Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir

gün suç islerse, kendisinden özür dileyin! Ama onu felaket dolu bir hayata
hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!!

Bu belge ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve kentteki

tüm evlere ve okullara dağıtılmıştır.

29 Ekim 2010 Cuma

Biz Yapıyoruz



Dünya Engelliler Merkezi Genel Başkanı Nedim Kılıç, " ilk kez İstanbul Ataşehir Belediyesi ile işbirliği yapılarak, Dünya Engelliler Merkezi olarak Edirne'den Kars'a bütün duyarlı insanlarımıza duyurmak amacıyla tane tane kapak toplamaya başladık.Geri dönüşümlü olmak üzere plastikten oluşan kapaklar toplatılarak, bütün toplanan kapaklar doğrultusunda engellilere Tekerlekli Sandalye ve ihtiyaçları olan malzemeler olarak geri dönecektir.Buradan Kars'taki bütün kurumlara seslenerek kapak toplama kapsamında yardımcı olmalarını rica ediyoruz " dedi.Ayrıca Kılıç kampayanın Amerikalı sivil toplum örgütü tarafından desteklendiğini ve şimdiye kadar yaklaşık 3.500 kapak tekerlekli sandalye dağıtıldığını belirtti.



Şimdi Yolda yürüyorsunuz bir pet şişe gördünüz (markası kesinlikle önemli değil herhangi bir marka olabilir) eğilin ve kapağını alın.Evinizde bir torbaya doldurun.100 tane 50 tane 500 tane nekadar olursa şu mübarek ayda bir engelliyi mutlu etmiş olucaksınız.Çorbada sizinde tuzunuz olacak.Unutmayın her 250 KG kapağa 1 tekerlekli sandalye verilecek.VE ŞUNUDA UNUTMAYIN: HER SAĞLIKLI İNSAN (BİZLER) BİR ENGELLİ ADAYIDIR.

Bu kampanyayı her ilde başka başka kurumlar öncü olmak sureti ile yürütüyor galiba; zira Osmaniye İbn-i  Sina Hastanesi  ya da Kayseri de Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi üstlenmiş.


Herneyse Biz de TÜYSÜZ İKÖĞRETİM OKULU olarak en azından kapak topluyoruz. Size de tavsiye ederiz :)))



.

16 Mart 2010 Salı

Esirgemeden..........

 Kanaltürk'teki programı izlerken aldığım haz tarif edilemezdi...
Hayatımda ilk defa; acımadan ya da "vah vah" demeden evvel,  "AFERİN BANA" dedim kendime.....
Hayatımda ilk defa 30 yaşında bi işe yaradım..
Yarın belki de BENİM DE BAŞIMA gelecek olan ENGELLİLİK için, sevgili kardeşlerim için kitap seslendirdim, koskocaman bir yapının harcında KUM TANESİ oldum....
AFERİN BANA......
ESİRGEMEDEN
ESİRGEMEDEN 
Çocuk Esirgeme Kurumları’ndaki engelli çocuklar umutların umutları hep yeşerecek...
Türkiye’nin en büyük isimleri, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumları’ndaki engelli çocuklarımızın  umutlarını yeşertecek“ESİRGEMEDEN” projesinde bir araya geliyor.

Projede yer alan dev isimler, albümde kendilerine eşlik eden engelli partnerleriyle canlı performanslarını sergileyeceği bu anlamlı GALA gecesi Saat 00.15’te sadece Kanaltürk ekranlarında. Sakın kaçırmayın!

Sanatçılar ve Partnerleri :
Sezen Aksu ‘Söz’ adli şarkısında down sendromlu 11 kişilik koro ile,
Ajda Pekkan ‘Sen İste’ adlı şarkısında down sendromlu Ayşe Ağaoğlu ile,
Nülüfer ‘Anlat Arkadaşım’ adlı şarkıda görme engelli Sevda Bozbay ile,
Emel Sayın ‘’Sorma’ adlı şarkısında bedensel engelli Yıldız Suna Aktürk ile,
Levent Yüksel ‘İkinci Bahar’ adlı şarkısında bedensel engelli Seyran Ormankurt ile,
Mor ve Ötesi ‘Büyük Düşler’ adlı şarkısında görme engelli Nezih Atik ile,
Sibel Can ‘Lale Devri’ adlı sevilen şarkısında görme engelli Şilay Turhan ile,
Yavuz Bingöl ‘Kara Tren’ adlı şarkıda bedensel engelli dokuz kişilik koro ile,
Olgun Şimşek zihinsel engelli Murat Akıl bağlaması ile.
Yüksek Sadakat’in ‘Aşk Durdukça’ adlı şarkısında ise işitme ve konuşma engelli 15 kişilik bir topluluk işaret diliyle eşlik edecek.

Gecenin Sunuculurı:
Meltem Cumbul, Halit Ergenç, Kıvanç Tatlıtuğ, Demet Akbağ, Özgü Namal, Oktay Kaynarca, Meral Okay, Arda Turan, Emre Aşık, Cansu Dere, Sinan Tuzcu, Fırat Çelik, Hande Ataizi, Hande Subaşı , Ali Sunal, Begüm Kütük, Dolunay Soysert, Engin Altan Düzyatan, Ezo Sunal, Selçuk Yöntem, Zeynep Özder, Emre Altuğ ve daha birçok ünlü isim.
Galatasaray Spor Klübü Tekerlikli Sandalye Şube Başkanı Dilara Endican'ın öncülüğünde ESİRGEMEDEN  projesi bir çok engelli çocuğun umutlarını yeşertiyor.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Sesli Kitap





Kitap seslendirme işine şarkıcı Yaşar'ın bir programda 6 Nokta Körler Vakfı'nın Gönüllü kitap okuyucuları aradığını duyurması ile; meraklanıp, Nette araştırarak başladım.
Şimdilerde çok fazla bu konuda bilgeye ulaşmak mümkün..
Yani siz eğer başlarsanız benden 3-5 adım önde başlamış olacaksınız...
Şimdi size ne lazım


  1. Audacity programını netten indirin,( üzerine tıklayın)
  2.  Şu adresteki kitap dinlermisin?  sitesinden programı nasıl kulanacağınızı öğrenin.
  3. Şu bağlantıdan nasıl bir seslendirme yapacağınızı öğrenin..
  4. Evinize iyi bi mikrofon satın alın ki, cazur cuzur sesler çıkmasın okuma esnasında (ben 60 Tl ye aldım. ama 3- 200 TL arası geniş bi yelpazeden istediğinizi seçebilirsiniz)
  5. 6 Nokta Körler Vakfı' ndan Müşerref  ORHUNBİLGE adında dünya tatlısı bir bayan size yardımcı olmaktan zevk duyacaktır. Kendisi ile şuradaki e-mail adresi ile ya da telefonda görüşebilirsiniz.
  6. Özellikle belirteyim ki 6 Nokta Körler Vakfı HARİKA bi iş yaparak Körler için MASAJ KURSU açmış ve Kursiyerleri yetiştirip meslek edindiriyor.
   Benim bu projeye katkım( biyoloji mezunu ve Fizyoloji masterim- gerçi yarım kaldı ama- sebebi ile Latince okuyabilmem ve anatomi dilini bilmem sayesinde) bu tarz kitapları okumaya Gönüllü olmam oldu.
Şimdi Refleksoloji kitabından sonra Klasik Masaj Kitabını da en kısa zamanda bitirip yolluycam ve daha sonra 2 kitap daha okumam istendi.
Siz de eğer bu konuda yardımcı olmak isterseniz büyük bir Kibarlık ve hevesle sizleri karşılayıp yönlendiriyorlar.
Yaptığım işe inancım; işi yapışımdan çok daha fazla mutlu ediyor beni...
bu gerçekten işe yaramak çünkü....
Benim çoğu zaman kendini tatmin ya da boş kalmak için yapılan; arada sırada da bilgilenmek amacı ile okuma yapmam, her bulduğumu yalayıp-yutup okumam, artık birilerini meslek edinmesinde küçücük de olsa bir destek sağlıyor.
Lütfen boşa geçen zamanı- dizilerinizi,ay bunu da pişireyim de vakit geçsinlerinizi, keyfe keder okumalarınızı- ALLAH RIZASI için ya da İŞE YARAMAK için anlamlı hale getirin.
Bana da bu konuda örnek ve destek olun ki, bu çalışma Saman alevi değil bir yaşam biçimi olsun.
Sevgili blogdaşlarım, arkadaşlarım hep birlikte  
İŞE YARAYALIM MI ???

    19 Şubat 2010 Cuma

    Başardımmmmmmmm :))))

    Çok Şükür, Çok mutluyum :))))
    6 Nokta körler Vakfı için seslendirdiğim ilk kitabımı bu gün kargoya verdim.
    Hayatımda yaptığım en somut başarı bu bence..
    Kabul etmek gerek ki kitap okumak bazen tamamen saçmalık,
    bilgi de paylaşıldıkça güzel, okuma da...
    OKUR arkadaşlarım; ben ilk defa kendim için değil ya da  maaş aldığım için (öğretmen olarak sınıfta yaptığım okumaları kastediyorum) değil; sadece ve sadece işe yaramak için okudum.
    Kendimle gerçekten GURUR DUYUYORUM.
    Ve tabi ki, Bunu bana Yapma fırsatı veren ALLAH'IMA şükür ediyorum.
    ÇOK ŞÜKÜR :)))))))))

    24 Ocak 2010 Pazar

    Hatice....



    Demin okudum Bir kelebeğin günlüğünden bağlanarak,Haticenin hayatını...
    Yazıyı radikalden okunudm .İsteyen buna tıklayıp okusun...
    Benim diyceğim de şudur.


    "Offf, o kadar çok ki Haticeler.. Hangi köy okuluna gitseniz, hem Hatice var; hemde umursamaz anne- babaların Haticeleştirdiği çocuklar.
    tek çare ne biliyormusunuz : Eğitmek ama kimi? Onları değil, kendi çocuğunuzu... Hacıbabamız( eşimin büyükbabası) derki; herkes önce yakın çevresine yardım etmeli, eğer herkes yaparsa bunu, uzakta yardıma muhtaç kimse kalmaz ki...O yüzden önce çocuğumuza öğretmeli, iyi olmayı, yardım etmeyiiiii....."