adtech

öğrenen arı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğrenen arı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2012 Çarşamba

....MANTIKDAŞLARA İHTİYACI VAR BU ÜLKENİN....

.

Bazı şeyleri bi türlü basmıyor kafamız,
sağdan gelen herşey SAĞDAŞLARa MÜKEMMEL,
 soldan gelen herşey SOLDAŞLARa. 
Merak ediyorum acaba sadece kaç kişi sağdaş yada soldaş olmadan, MANTIKDAŞ OLACAK???

ÇÜNKÜ, BUGÜN TATLİM TERBİYE KURULU BAŞKANIMIZ Bİ AÇIKLAMA YAPTI, TOPU TOPU SADECE 3AY ERKEN BAŞLAYACAK ÇOCUKLAR (! ) dolayısıyla müfredatta değişime gerek görmedik VE KİTAPLARDA AYNI KALABİLİR, sonuçta rahat olun herşey hallaolacak diye,
o zaman bir tane MANTIKDAŞ arkadaşım bana anlatsın benim kafam BASAMADI,
soru1; 1. sınıfın ilk dönemi oyun oynayacaksam, 2. dönem çocukları okutacaksam ve bunu yaparken geçen yıl kullandığım ama içeriğini 1 tam ders yılında yeiştiremediğim kitabı kılavuz edip tamamını bitireceksem ben bu işi nasıl başaracağım,
soru2;üstelik ben bu görevi aşağıda özellikleri belirtilen 5 yaş çocuğu ileyapacaksam ben bu işi nasıl başaracağım???????????

Cevap veriyorum,; TAM ANLAMIYLA ÇUVALLAYACAĞIZ ve her zaman olduğu gibi bu çocuklar kasım ayı geldiğinde okuma yazma öğrenip hayata 1 yaş daha erken atılıp ezilecek, süzülecek ve mutsuz, oyundan nasibini almamış, okldan soğumuş, mutsuz umutsuz bir nesil olacak :((((

2 Ağustos 2011 Salı

Bir Düşten İbaret,

Hayatımda bir daha böyle bir kitabı asla bulamam.... 
İnanılmazdı, hikaye muhteşemdi, anlatım mükemmeldi. 
Şimdilerde o kadar güzel, okunan ve bilinen kitapları bi yana bırakıp, sadece bu kitabı tavsiye ediyorum herkese...
Yazarı da  Allan Brennet....

12 Temmuz 2011 Salı

En Son ne Bitirdim ben yaaaa?

Tamam hatırladım :
Harlan Coben  -ORMAN-

Sıkılıkla belirtirim, vasıfsız okuyucuyum ben, öyle entellektüel, kafası çok çalışan, efendime sööğliyim çok ciddi bi kadın diilim yani.
Ben okumak için de okurum, öğrenmek içinde.
Elimde 1 Çocuk Psikolojisi,
1 Siyasi Kitap,
1 de Güncel kitap olur.
Siyasi kitabı ve psikoloji kitabını bitirene kadar 3-4 güncel roman biter 1 ay içinde.
Ha çok şükür okudukça öğrenirim de bişeyler ama öyle dedim ya iddalı bi tip değilim.
Şimdi bu adamın kitapları da polisiye denebilecek, aksiyonlu falan; hikayesi güzel, anlatımı iyi, karakterleri dikkat çekici, çeviri dili sorunsuz ( kafa karıştımayan) kitaplar.
Okurken TV seyrediyormuş hissi veren, keyif verici denecek cinste.
Velhasılı, ben her gördüğüm yerde alıyorum bu adamın kitaplarını size de tavsiye ederim.

1 Temmuz 2011 Cuma

Çocuk Eğitimi Zor Zanaat

Sabiha Paktuna Keskin herhalde artık bir çok ebeveynin tanıdığı bir hoca.
Ben olmuşken İnternetten toptan aldım kitaplarını,
ama şimdilik sadece "ÇOCUKLARLA DOĞRU İLETİŞİM" kitabı bitti.
 
 Her zaman olduğu gibi çok şey öğreten bi kitap;
ama dili biraz ağır ve pedogojik formasyon almış biri için bile biraz fazla bilimsel.
Yine de bunları göz ardı ettiğinizde yaş yaş çocukdaki değişim ve gelişimleri anlatan oldukça güzel bir kitap tabiki tavsiye ederim :))
Kitapyurdu fiyatı BURADA

3 Ocak 2011 Pazartesi

Kan Uyuşmazlığı

KAN UYUŞMAZLIĞINA DİKKAT!

Kan uyuşmazlığı karnınızda gelişmekte olan bebeğin sağlığı açısından önemli bir konu. Basit bir testle anlaşılabilen uyuşmazlık farkına varılmadığı zaman bebekte, derin bir kansızlık, kalp yetmezliği, ödem gibi önemli sağlık sorunları oluşabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Aykan Özçelik kan uyuşmazlığının nedenleri ve sonuçları hakkında annelerin merak ettiklerini ele aldı.
  • RH uygunsuzluğu dediğimiz tablo, herhangi bir nedenle -gebelikte, yanlış kan naklinde...- RH(-) bir kişinin Rh(+) kan ile teması sonucu oluşan bir allerjik bağışıklık reaksiyonudur.
  • Hızlı alyuvarlar yıkımı nedeniyle, anne karnındaki bebekte derin bir kansızlık ve buna bağlı gelişen kalp yetmezliği, vücutta yaygın su toplanması (ödem)  görülür. Doğum sonrasında ise bu tabloya ilk 24 saat içinde başlayan ve hızlı ilerleyen sarılık eklenir.
  • Rh uyuşmazlığı olan bir çiftin; düşük ya da kürtaj durumunda, dış gebelik ameliyatlarından sonra ilk 72 saat içinde annede antikor oluşmasını engelleyen koruyucu aşıyı (halk arasında bilinen ismiyle uyuşmazlık iğnesi) mutlaka yaptırmaları gerekir.
Bebeğin sağlıklı olup olmamasının daha hamile kalmadan başladığını artık bir çok anne adayı biliyor. Eğer bir bebek istiyorsanız ilk dikkat edeceğiniz konulardan biri de sizin ve eşinizin kan guruplarının öğrenerek kan uyuşmazlığı sorunun yaşanıp yaşanmayacağını öğrenmeniz olacaktır. Çünkü kan uyuşmazlığı hamile kalmadan önce dikkat edilmesi gereken bir konu. Anne baba adaylarının bu konuda bilinçli davranması gerekiyor. Basit bir testle anlaşılacak kan uyuşmazlığı, basit bir yöntemle de önlenebiliyor.
Uzmanlar kan uyuşmazlığının iki şekilde ortaya çıktığını belirtiyorlar. En önemlisi, Rh uyuşmazlığı. İkinci olarak ABO uygunsuzluğu olarak adlandırılıyor.
İnsan kanında Rh faktörü  bulunup bulunmamasına göre Rh(+), Rh(-) olarak iki grup bulunuyor. Rh faktörü, alyuvar dediğimiz, kandaki kırmızı küreler üzerindeki antijenlerden biri. Alyuvarlarda bu antijenin bulundurmayan negatif özellikli kişiler, bu antijenle karşılaştıklarında antikor oluştururlar. Bu antikorlar da kanda bulunan Rh(+) alyuvarları parçalarlar.
RH uygunsuzluğu dediğimiz tablo, herhangi bir nedenle -gebelikte, yanlış kan naklinde...- RH(-) bir kişinin Rh(+) kan ile teması sonucu oluşan bir allerjik bağışıklık reaksiyonudur.
Rh(-) bir kadın ile Rh(+) bir erkek evlendiği zaman Rh uygunsuzluğu durumundan bahsedilir.  Böyle bir evlilikte gebelik oluştuğu zaman, doğacak çocuk Rh(+) ise anne bebek arasındaki kan bağı nedeniyle, bebekten anneye geçen alyuvarlar belirli bir miktarı aştığında, annede buna karşı antikor oluşuyor. Oluşan bu antikorlar, göbek kordonu yoluyla  bebeğe geçerek, kanındaki alyuvarları parçalıyor. Bunun sonucunda hızlı alyuvarlar yıkımı nedeniyle, anne karnındaki bebekte derin bir kansızlık ve buna bağlı gelişen kalp yetmezliği, vücutta yaygın su toplanması (ödem)  görülür. Doğum sonrasında ise bu tabloya ilk 24 saat içinde başlayan ve hızlı ilerleyen sarılık eklenir. Gerek anne karnında gerekse doğumdan sonra oluşan bu tablolar, tedavi edilmediği zaman öldürücü olabilir ya da ciddi sakatlıklara yol açabilir.

İkinci gebelikte tehlike başlıyor

Anlattığımız bu tablo Rh uygunsuzluğu olan her gebelikte meydana gelmiyor.. Çünkü alerjik reaksiyonlar, alerjenle ilk karşılaşıldığında ortaya çıkmadıklarından, genel olarak ilk gebelikte bu tablo beklenmez. Ancak, ilk karşılaşmada allerjen yoğun miktarda ise alerjik reaksiyon meydana gelebilir. Gebelikte, anne bebek arasında fazla miktarda kan geçişine neden olabilecek ciddi kanamalara, ilk gebelikte de Rh uygunsuzluğu tablosu ortaya çıkabilir. Bundan dolayı Rh uygunsuzluğu çoğunlukla ikinci gebelikten itibaren sorun yaratmaktadır.
Rh(-) anne ile Rh(+) babadan %15 oranında Rh(-) çocuk doğmaktadır. Eğer çocuk annenin Rh faktörünü taşıyorsa her hangi bir sorun çıkmayacaktır.
Ancak, Rh(-) bir anne Rh(+) bir çocuğa gebe kaldığında; gebelik dönemi, doğum, doğum sonrası dönemde bebeğe karşı %16 oranında antikor oluşturabilir. Bunun %2’si gebelik, doğumda, %7’si doğumdan sonra ilk altı ay, %7’si bir sonraki gebelikte meydana gelir.
Bazen oluşan antikorlar her zaman plesentayı geçebilecek yapıda olmayabilir.

Kürtaj ya da düşük olsa bile önlem alınmalı

Görüldüğü gibi Rh uygunsuzluğunun anne sağlığı üzerinde bir etkisi olmamakta, ancak bebekte ciddi problemlere yol açabilmektedir. Çoğu zaman birinci gebelikte problem yaratmaması da önlem alınabilmesi açısından sevindiricidir.
Bu bilgiler ışığında Rh uyuşmazlığı olan bir çiftin;
  1. Düşük ya da kürtaj durumunda,
  2. Dış gebelik ameliyatlarından sonra ilk 72 saat içinde annede antikor oluşmasını engelleyen koruyucu aşıyı (halk arasında bilinen ismiyle uyuşmazlık iğnesi) mutlaka yaptırmaları gerekir.
  3. Gebelikte, bebeğin kan gurubu bilinmediğinden dolayı, 28. haftada, doğumdan sonra ise bebek kan gurubu Rh(+) saptandığı durumunda ilk 72 saat içinde koruyucu aşı yapılmalıdır.
Rh uygunsuzluğu tablosu gebelikte bir takım testlerle araştırılabilen, gerek gebelikte gerekse doğumdan sonra tedavisi ve korunması mümkün olan bir durumdur. Yukarıda belirtilen durumlarda proflaksi yapıldığı zaman sonraki gebelik döneminde koruyucu etki sağlar.

ABO uygunsuzluğu

Anne kan gurubu, O, baba kan gurubu A, B veya AB olduğu durumlarda ABO uygunsuzluğundan bahsedilir. Doğacak çocuğun kan gurubu babanınki ile aynı ise klinik belirti oluşabilir. Rh uygunsuzluğun tersine gebelik döneminde sorun yaratmaz. Doğumdan sonra ilk 24 saatte meydana çıkan sarılık ile kendini gösterir.
Toplumda %20 sıklıkta görülmesine rağmen, sadece olguların %5’de klinik belirti verir. Gebelik döneminde tanıya yönelik bir yöntem yoktur.
Doğumdan sonra ilk 24 saat içinde sarılık gelişen bebeklerde, fototerapi tek tedavi yöntemidir. Bebekte hayati tehlike yaratmaz.

(Yukarıda yazılanları İstanbul Tıp Merkezi' nin internet sitesinden aldım)

17 Ekim 2010 Pazar

Git Allah Aşkına

 Git Allah Aşkına,
Ne biçim bi kitaptı, neydi bu??
Acaip çekici bi kapak, extra bi iç kapak (o  da ayrı bi güzel) veeee berbat bi anlatım, bi dolu basım hatası, karışan isimler, sürekli atlayan olaylar; nihayetinde kandırılan okurlar...Tüm okuyanlara geçmiş olsun :))
 Ya inatla ve ısrarla bitirmek istedim, belki sonu etkileyicidir; belki ben boş kafalının biriyim ve olayın derinini göremiyorumdur,olurya yakalar "büyük insan" mertebesine erişirim diye..
ama anlaşıldı ki;
( şıklardan seçiniz)
A. ben boş kafalı bi cahilim ve çok etkileyici ve edebi bi romanı kaz kafam almıyor.
B. Bu kitap şişirile şişirile satılmış; benim gibi aklı ve ufku çok dar olmasada kocaman olmayan yani NORMAL olan biri için bile feci şekilde boğucu ve hatta öldürücü bir hal almış.
Tüm bunlardan mütevellit ben, kendim, naçizane huzurlarınızdan -izninizle çekilip- küçük aklımla, küçük aklıma uygun basit ktaplarla dolu dünyama gidiyorum.
Not: Sizi de beklerim {Zira küçük ama keyiflidir:)))}

26 Ağustos 2010 Perşembe

ABD, AKP VE PKK 'EVET' DİYOR!..

 

ABD, AKP VE PKK 'EVET' DİYOR!.. 

19 ağustos 2010

19.Ağustos 2010

ABD, AKP
ve PKK
‘EVET’ DİYOR!


Açıkca anlaşıldı ki PKK ve yandaşlarının ‘boykot’ manevrası Atlantik ötesinden kararlaştırılmıştı. İnce hesaplar yapılmıştı. ‘Boykot-Hayır’ cephesi bütünleştirilecek, Halk ‘Hayır’dan uzaklaştırılacaktı.
Şimdi alenen ortada ki:
PKK ‘EVET’ diyor.
APO ‘EVET’ diyor.
BDP ‘EVET’ diyor.
AKP yalanlıyor ama iktidarın, ‘evet’e yol hazırlamak için adımlar attığını PKK liderlerinden Karayılan açıklıyor.
‘Ateşkes kararının devlet ile Öcalan arasında sağlanan temaslar sonucu alındığını’ söylüyor. ‘Görüşme talebinin Türkiye Cumhuriyeti devletinden geldiğini’ belirtiyor.
Ve Güneydoğu Anadolu’da faaliyet gösteren STK’lar bir bir dökülüyor: Hepsi koro halinde ‘EVET’ diyorlar . Güneydoğulu işadamları da ekranlardalar. İmaj konusu düşünülmüş. Pek Amerikanca! Üstlerinde bir örnek beyaz gömlekleri var.
‘EVET’ diyeceğiz!’ diyorlar. ‘Daha derin ve geniş kapsamlı bir değişim süreci başlayacak. Bu referandum aslında yepyeni bir anayasaya ön basamak olacak.’
Tercümesi ‘Güneydoğuya özerkliğin yolu açılacak!’

‘Baba, oğul ve kutsal ruh’!

Tablo net! Pazarlık ‘Sen bana Evet ver! Ben sana Özerklik!’ çerçevesinde gelişiyor.
İktidar ve terör örgütü arkalarında Amerika, ‘Baba, oğul, ve kutsal ruh’ olarak, hristiyan üçlemesini tamamlıyorlar.
Fener Patrikhanesi, Sümela’da Pontus’a ‘EVET’ çığlıklarıyla onlara eşlik ediyor.
Dengeyi kaçırmamak için, Ermeni kilisesinin Akdamar’dan atacağı ‘EVET’! çığlıklarını, referandum sonrasına ertelediler. ‘Van Ermenidir!’ korosunun sahne alışını, 19 eylülde planlıyorlar.

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, kararlı! Türkiye topraklarını BOP haritasına uygun biçimde bölmeye ‘EVET’ diyorlar!
Her birinin değişik sebepleri var. Ama oyunun kuralını Baba koyar. ‘Baba’, dünyayı işgal eden küresel şirketler. ‘Baba’, yerli işbirlikçi ve taşeronlara tabii ki hak ettiklerini verecek. En önemlisi, görevlerini layığıyla yaptıkları takdirde, onları deliğe süpürmeyecek.
Kutsal Ruha gelince, bu haçlı oyununda PKK’yı oynuyor. ‘Baba’ya yeni bir İsrail hediye etmek için çabalıyor. Görevi, en münbit maden ve petrol topraklarını Türkiye’den ayırıp dünyayı yönetme hevesindeki çetenin emrine sunmak.! Yeni kurulan devlet, devamlı kaos üreten bir makine olarak, Amerikan kılıcını, Ortadoğu’da sallayacak!
Bush söylemişti. Türkiye Avrasya’nın kilidi! Türkiye’den Çin’e kadar uzanan Avrasya, tüm dünyadaki doğal zenginliklerin dörtte üçünün sahibi!
Avrasya’ya açılan bu kilit kırılırsa, ‘tek dünya devleti’ne giden yol açılacak. Kaynakları giderek tükenen emperyalizmi, en az 100 yıl rahat yaşatacak ve savaştıracak, enerji ve madenler yağmalanacak!

Elazığ- Dersim- Diyarbakır hattı
!

Bu projenin önünde duran güç Türkiye’dir. Hükümetler tamamdır da halk ‘halledilememektedir! 100 yıldır tüm zaafları didiklenmektedir.
Boşuna Rize’den İskenderun’a hatlar çizilmemiştir.
Rize Çayeli Bakır yataklarından başlayın, Elazığ Maden’e, Palu’ya, Sivrice’ye oradan Diyarbakır Ergani’ye, İskenderun’a inin.
DÜNYA ÇELİK TRÖSTLERİ O HATTAN BESLENİR.
Almanya 2. dünya savaşına o bölgenin kromundan aldığı güçle girmiştir.
Atatürk’ün vefatından bu yana, dünya tröstlerinin gözü maden diyarı Maden’de, Ergani’de, Bakır diyarı DİYARBAKIR’da, gümüş kapısı DER-SİM’de (bkz C. Özakıncı) ya da Tunç elleri Tunceli’dedir. Yani Elazığ- Dersim- Diyarbakır hattında 100 yıldır yaratılan kaosun nedeni bellidir.
Lütfü Ergene dostumuz, muazzam arşivi ile bana ışık oluyor. Bakın ne diyor:
‘Yıl 2010. Başta Almanya, İsveç ve Norveç olmak üzere dünyadaki çelik üreticisi ülkelerin yıllık ortalama bir milyon ton civarında ham Krom ihtiyacını karşılamaya devam eden Türkiye, bir çılgınlık sonucu hala Krom destekli -yani nitelikli- çelik üretememektedir.
Türkiye'de Demir Çelik İşletmeleri diye boy gösteren fabrikalarda ise ne yazık ki neticede basit anlamda inşaat demiri üretilmektedir.
Nitelikli çelik üretmek için gerekli olan ham Krom'u ferrokrom haline dönüştürme faaliyetinden, Elazığ Ferro Krom fabrikası özelleştirilip kapatılarak vazgeçilmiştir.’

Tıpkı İskenderun Demir Çelik’in kuruluş aşamasında ABD, gizli raporlarla ‘Türkiye’deki bu gidişin durdurulması’ emrini verdiyse (Bkz. A. İlhan Hangi Atatürk), Ferro krom’un da akibeti farklı olmamıştır. Türkiye her ağır sanayi adımında engellenmiş, ‘Sen ham maden sat! Yoksa bedel ödetiriz!’ denmiştir.

‘EVET’ ile paylaşılacak Hazine!

Kısacası bölge bir hazinedir. Küresel çete, ÖZERK KÜRDİSTAN aşamasında, bu hazineyi bölge ileri gelenleri, işadamları, örgüt yandaşlarıyla ‘paylaşacağı’ mesajını yaymaktadır. Aynı anda ‘işine bakmaktadır’!
(Afganistan’da Irak’da da aynı mesajları vermişti. İşgal başladığında önce içerdeki yandaşlarını temizledi. )
Küresel çetenin en önemli işi, kucağında büyüttüğü siyasiler, ekonomistler hukukçularla önündeki tüm engelleri kaldırmak için bir Anayasa yapmaktır.
Bunun ilk aşaması olan REFERANDUM yasadışı şekilde gündeme taşınmıştır.
EVET için ‘Yedi düvel’ çalışmaktadır. Çünkü EVET, Ergani, Çayeli, Tunçeli, Maden kromu, altını bakırı gümüşü petrolü demektir.
O nedenle, ABD ve Avrupalı büyükelçi ve konsoloslar, ‘EVET’ çığlıkları atarak yurdun dört bir yanını dolaşmaktadır.En çok ziyaret edilen bölge ne hikmetse (!) ELAZIĞ- ERGANİ hattıdır. (Dipnot 1)
Onlar küresel şirketlerin memurlarıdır. 300 küsur yabancı şirket , ŞİMDİLİK, Danıştay ve Anayasa mahkemesi engelleriyle ‘uğraşarak’ bu servete el koyabilmektedir. Yeni Anayasa ile önlerindeki tüm engeller kalkacak, hazine ayaklarının dibine düşecektir!
İşte bu nedenle dünyayı yöneten küresel şirketler koro halinde ‘EVET’çidir.
EVET ile ele geçecek servet, Suriye sınırında 4 trilyon dolarlık petrol, (dipnot 2), güneydoğunun münbit topraklarında yatan bakıra yani altına, gümüşe, kroma, doğrudan el koyma imkanı.. Servetin boyutunu siz hesabedin!

Selim Kotil, küresel çetenin ,iktidarla üleşiminden örnekler veriyor:
‘Örneğin İsrail devletini kurduran Rothschield ailesi ile Başbakanın damadının genel müdür olduğu Çalık Grubu, Anatolia Minerals firmasında % 50 şer ortaklar. Bu firma 4 milyon dönüm arazi kapatmış durumda.
Fethullah Gülene yakınlığı ile bilinen Koza Grubu 6 milyon dönüm arazi ve 500 ruhsatla bu işin en önünde.’

EVET için her şey mübah!


İşte bu üleşim nedeniyle, AKP hükümeti, Yabancılara Toprak Satışı Kanununu Yargıya takılmadan geçirmek zorunda. Tapu kanununu çıkarmak
Yabancı Şirketlerin Taşınmaz Mal Edinmelerine izin vermek zorunda.
Bunların önünde duran yargıyı ezip yoketmek zorunda.
EVET çıkarsa, bu yağmaya karşı açılmış tüm davalar kapanacak. Küresel ‘Baba’ topraklara madenlere petrole el koyacak, ‘Oğul’ deliğe süpürülmeden koltuğunda kalacak ve hazineden pay alacak, ‘kutsal ruh’ kukla devletten pay kazanacak, saraylarda yaşayacak. Feodal ağalıktan krallığa sıçrayacak. Yöre halkı acından ölmeye devam edecek. Bugün Silvan’da iftarını açacak ekmeği olmadığı için kendini asan ‘Hacı’nın, iftar açmak için gideceği bir evi de olmayacak.Bu kabus gerçekleşirse, Güneydoğu Anadolu, Afganistan , Pakistan ve Irak halkının kaderini paylaşacak!


Bu bir yedi düvel oyunudur. Ve oyunun son perdesidir.
Bu oyunda batının 300 küsur şirketi, ağzından salyalar akıtarak, diş geçirdikleri doğal zenginliklerimize el koymak için yeni Anayasa beklemektedir.
Durum artık PARTİLER ÜSTÜ bir durumdur. Ne yazıkki gerçek bir muhalefet uzun yıllar önce budanmış ve yeri boş kalmıştır. Lider olabilecek kişiler öldürülmüş ya da içeri tıkılmıştır. EVET’in geçmesi halinde, ‘aydın’ sıfatlı pek çok kişi de aynı akibeti paylaşacaktır. Görev HALK’ındır!
Hangi partiye yakın olunursa olunsun, Türkiye’nin Bekası için, bu milletin geleceği, varlığı, devamı için, emperyalist odakların son oyunu bozulmalıdır!
HAYIR demek farzdır.


Banu AVAR
banuavar@superonline.com
www.banuavar.com.tr






DİPNOT:
Tarih: 28 Temmuz 2009

Konsolos Hallberg Elazığ'a geldi
ABD Adana İkinci Konsolosu Kurt Hallberg, Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu'nu ziyaret etti. Konsolos Hallberg, Selmanoğlu'nun makamında gerçekleşen ziyarette Türkiye'nin Adana veya Ankara'dan ibaret olmadığını, büyük bir ülke olduğunu belirterek, ''Türkiye, büyük ve zengin bir ülke. Bu yüzden daha iyi tanımak için gezmemiz lazım'' dedi. Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin devam ettiğini ifade eden Hallberg, Türkiye'nin ekonomisinin küresel krize rağmen iyileştiğine işaret etti.
Başkan Selmanoğlu da Hallberg'i ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Türkiye'nin büyük bir devlet olduğunu kaydeden Selmanoğlu, ''Küresel kriz gelse bile Başbakanımızın kaydettiği gibi teğet geçmektedir. Alınan çok güzel radikal kararlarla ülkemiz inşallah önümüzdeki dönemde daha rahat edecek, ekonomi daha rahatlayacaktır. Türkiye gerçekten Avrupa'da hissedilebilir şekilde büyük bir devlet, ekonomisi büyük. İnşallah daha güzel günleri birlikte yaşayacağız diye düşünüyorum'' diye konuştu. Selmanoğlu ve Hallberg bir süre basına kapalı olarak görüştü. Hallberg'in Elazığ'daki ziyaretlerinin ardından Diyarbakır'a geçeceği öğrenildi.

Tarih 26 Mart 2010…
Avusturya Büyükelçisinden Vali Erol’a Ziyaret
Bir dizi incelemede bulunmak üzere Elazığ’a gelen Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar Elazığ Valisi Muammer Erol’u makamında ziyaret etti.
Bugün Elazığ’a gelen ve bir dizi incelemelerde bulunacak olan Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar Elazığ Valisi Muammer Erol’u bu sabah makamında ziyaret etti. Büyükelçi ziyarette Elazığ Valisi Muammer Erol’dan Elazığ ile ilgili bilgiler aldı.
Ziyaretten sonra bir değerlendirme yapan Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar, sadece Ankara’da kalmak istemediklerini, zaman zaman Türkiye’nin değişik bölgelerine ziyarette bulunduğunu ve bu kapsamda Elazığ’a geldiğini ifade etti. Elazığ’a ilk defa geldiğini ifade eden Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar, Elazığ’ın ekonomik potansiyelleri hakkında bilgiler alacağını belirtti. Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar, Fırat Üniversitesine de bir ziyarette bulunacağını kaydetti.
Elazığ Valisi Muammer Erol ise ziyareti anısına Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar’a bir kilim hediye ederken, büyükelçi de Elazığ Valisi Muammer Erol’a Avusturya’yı tanıtan bir kitap takdim etti.
Kaynak: http://www.elazig.gov.tr/h1090-avusturya-buyukelcisinden-vali-erola-ziyaret.html

DİPNOT 2
Mehmet Emin Koç yeni mesaj’da yazdı:
‘AKP hükümeti, Suriye sınırımızdaki 2 Kıbrıs büyüklüğünde mayınlı araziyi İsrail’e, temizlemek karşılığında hiçbir bedel almadan sadece mayınları temizlemek karşılığında 49 veya 99 yıllığına İsrail başta olmak üzere ecnebi firmalarına devretmeye çalıştı.
Anayasa Mahkemesi iptal etti. (23 Temmuz 2009)…
İngiliz Specialist Gurkha Services Şirketi ile ortak Pekkan Şirketler Grubunun Başkan Yardımcısı Adnan Volkan Pekkan, Suriye sınırındaki mayınlı arazide en az 4 trilyon dolarlık petrol rezervi bulunduğunu açıkladı
BAnu AVAR'ın  internet sitesi     http://www.banuavar.com.tr

18 Ağustos 2010 Çarşamba

TÜRKAN

 Geç kaldım
okumak için,bu kadar etkilenmek için ama yine de yetiştim yaptığım işi  "hakkı"  ile yapanların, gönül rahatlığı ile göçüp gidebileceğini öğreten
bi kitabı okumaya, KİTAP da şahane idi, insan (TÜRKAN) da şahane İMİŞ,
cep boyun fiyatı ve kalitesi de şahane imiş.......

21 Mart 2010 Pazar

Kahrolsun 18 mart

18 mart yada 12 mart hiçi birşey ifade etmiyor bana..
ben 29 ekime de kızgınım 23 nisan'a da
hatta 10 kasıma da gıcık oluyorum...
boş bi kutlama hepsi ya da anma,hele de okullarda...
bomboş bi anma idi bizim tören basit anlamsız, geçiştirilmiş....
İstemiyorum ben anlamsız şeyleri
18 mart ta şiir okunması değil istediğim ya da tv de gördüklerime gözlerimin dolması....
Ben her hafta 5 gün 30 saat derste, "Yaşyoruz; Böyle yaşıyoruz,çünkü  bunları Ata ve Şehitlere borçluyuz"
Matemetikte" biliyorsunuz di mi, üçgen Ata'nın bulduğu bi kelime"
beden eğitiminde " atatürk iyi bi spocuydu" demeyi,
Her gün andımızı okurken "ne mutlu, TÜRKÜM diyene!" diye içten gelen bir coşku hissetmeyi,
Her Pazartesi ve cuma İSİTKLAL MARŞIMIZI okurken bayrağa bakmayı ve okurken ne demek istediğimi
Din Kültürü dersinde şehit olmanın, önder olmanın, ecdadımıza rahmet okumanın ne demek olduğunu,; önce kendime sonra çocuklarıma hatırlatmayı, anlatmayı ANLAMLI buluyorum.
ben önce yaptığım işe sahip çıkıp, geçiştirmeden; bunu vatana milllete baorç ama kendime de sahip çıkarak yapmayı anlamlı buluyorum
Anma törenini anma yaparak
kutlamaları da coşarak yapmayı anlamlı buluyorum.
Kaçımız için 29 ekim sadece tatil anlamına gelmiyor?
Neden sanki bi ara yaptığımız gibi konserle, coşarak "4 temmuz" gibi bayram olarak kutlayıp, çocuklarımız bayram gibi sevdirip; daha anlamlı kılamıyoruz ki...
İstemiyorum ben devlet töreni, TV de uyduruk bi haber, iki damla gözyaşı....
Ben hayat tarzı, bayram çoşkusu, gerçek bir anma istiyorum...
Herşey hakettiği gibi olsun istiyorum

4 Mart 2010 Perşembe

EJDERHA DÖVMELİ KIZ


Popüler bi kitap ama aslında kitabı okurken çoook çok zevk alıyosunuz.Ve size "bomboş bişeymiş bu yaa; Amaaaann, boşuna  vakit kaybettim" dedirtmiyor.
Filmi yapılacak kadar etkileyi bir öyküsü,zengin anlatımı,iyi tasvirleri var.
İnsanda merak uyandıracak tavizler verebilen,egzantrik karakterleri mevcut
Üstelik tasvirler uzun ya da sıkıcı değil.
Yalnız kitapta çok fazla basım hatası ile de karşılaşıyorsunuz.(Özellikle isimlerde).
Kesinlike Çok tutacak bir seri MİLLİENYUM Serisi.İkinci ve üçüncü kitabı merakla bekliyorum.
Ne yazık ki yazarımız; Stieg LARSSON kitabın çıktığını göremeden ölmüş.
Garip bi şekilde bu da sizde merak uyandırıyor. ( Sapık mıyız ne??)
Ama ah keşke adamcağız bu kadar şahane bi eserin taptığı patırtıyı görseymiş.
Not: Kitap Avrupa Sinemesı tarafından filmlenmişse de karşınızda gördüğünüz şey; tam bi FİYASKO...
İnanın kitap okurken çok daha ii bi film izliyosunuz :)))
Tüm Milenyum Serisi hayranlarının tek TESELLİSİ, Hollywood Sinemasının bu olaya el atacak olması sanırım :))
İşte siz o zaman görün, gişe hasılatı neymiş :)))

27 Şubat 2010 Cumartesi

:::::::::::::::DOĞAİÇİNÇAL:::::::::.

 http://vimeo.com/6902099


Ya mükemmel olmuş,
Tüm çalışkan arı profil özelliklerim arasında saymayı unuttum ki;
Ben bi BİYOLOĞUM...
ee şunu da paylaşmazsam ayıp olur :)))

20 Şubat 2010 Cumartesi

Sesli Kitap





Kitap seslendirme işine şarkıcı Yaşar'ın bir programda 6 Nokta Körler Vakfı'nın Gönüllü kitap okuyucuları aradığını duyurması ile; meraklanıp, Nette araştırarak başladım.
Şimdilerde çok fazla bu konuda bilgeye ulaşmak mümkün..
Yani siz eğer başlarsanız benden 3-5 adım önde başlamış olacaksınız...
Şimdi size ne lazım


  1. Audacity programını netten indirin,( üzerine tıklayın)
  2.  Şu adresteki kitap dinlermisin?  sitesinden programı nasıl kulanacağınızı öğrenin.
  3. Şu bağlantıdan nasıl bir seslendirme yapacağınızı öğrenin..
  4. Evinize iyi bi mikrofon satın alın ki, cazur cuzur sesler çıkmasın okuma esnasında (ben 60 Tl ye aldım. ama 3- 200 TL arası geniş bi yelpazeden istediğinizi seçebilirsiniz)
  5. 6 Nokta Körler Vakfı' ndan Müşerref  ORHUNBİLGE adında dünya tatlısı bir bayan size yardımcı olmaktan zevk duyacaktır. Kendisi ile şuradaki e-mail adresi ile ya da telefonda görüşebilirsiniz.
  6. Özellikle belirteyim ki 6 Nokta Körler Vakfı HARİKA bi iş yaparak Körler için MASAJ KURSU açmış ve Kursiyerleri yetiştirip meslek edindiriyor.
   Benim bu projeye katkım( biyoloji mezunu ve Fizyoloji masterim- gerçi yarım kaldı ama- sebebi ile Latince okuyabilmem ve anatomi dilini bilmem sayesinde) bu tarz kitapları okumaya Gönüllü olmam oldu.
Şimdi Refleksoloji kitabından sonra Klasik Masaj Kitabını da en kısa zamanda bitirip yolluycam ve daha sonra 2 kitap daha okumam istendi.
Siz de eğer bu konuda yardımcı olmak isterseniz büyük bir Kibarlık ve hevesle sizleri karşılayıp yönlendiriyorlar.
Yaptığım işe inancım; işi yapışımdan çok daha fazla mutlu ediyor beni...
bu gerçekten işe yaramak çünkü....
Benim çoğu zaman kendini tatmin ya da boş kalmak için yapılan; arada sırada da bilgilenmek amacı ile okuma yapmam, her bulduğumu yalayıp-yutup okumam, artık birilerini meslek edinmesinde küçücük de olsa bir destek sağlıyor.
Lütfen boşa geçen zamanı- dizilerinizi,ay bunu da pişireyim de vakit geçsinlerinizi, keyfe keder okumalarınızı- ALLAH RIZASI için ya da İŞE YARAMAK için anlamlı hale getirin.
Bana da bu konuda örnek ve destek olun ki, bu çalışma Saman alevi değil bir yaşam biçimi olsun.
Sevgili blogdaşlarım, arkadaşlarım hep birlikte  
İŞE YARAYALIM MI ???

    9 Şubat 2010 Salı

    yerleşimyeri OSMANİYE .......

    Ben ömrümün son 4 senesini bu güzel yerde, çok tatlı arkadaşlarımla ve tam anlamı ile bayıla bayıla yaşadım.

    Ve işte geldim buraya geldim. Aynı şeyleri, aynı güzellikte yaşayamam; onu biliyorum da, yine de  İnşallah aynı tadı alabilirim.
    Ne yazmıştım ilk yazımda; Ben çok hoş bulurum....
    Evet sana da hoşbulmak niyatindeyim Osmaniye.
    Yeniden Okul yollarında seke seke derse geliyorum.
    Merhaba Osmaniye- Toprakkale- Tüysüz İlköğretim Okulu...
    Geliyorum; HOŞBULMAYA :))))

    3 Şubat 2010 Çarşamba

    İŞ DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİ İLE Gecikme ve ödüüllü mim







    Canım benim seni mi kırıcam SEVGİCİM, seni kıracağıma kafamı kırarım :)))
    İsan arkadaşı için MİMde sever, Mim de yazar...

    1  - Bloğunuzu ne zaman açtınız ?
    Vallahi epey oldu ama blogcuya yazmak gibi bi hata yaptım ilk başta. 
    29 aralıktan beri yazıyorum Bloggerda


    2-Bloğunuzda işlediğiniz konular nelerdir?
    Aklına ne gelirse, ÇalışkanArı profilindeki herşey
    Hatta bütün herşey ( tam bir anlatım bozukluğu oldu)

    3-Bloğunuzla ilgili düşünceleriz?
    Sevdim kız ben bu işi...
    Konuşabildikleri yazmak, kendimi kasmadan, bozmadan, özenmeden kendim gibi yazmak ilaç gibi geldi, değişimiş ve yalnızlaşmış memelketli ruhuma...
    Meşguliyet en  büyük Depresyon ilacıdır. Büyük İnsan Arzu Sarp


    4-Bloğunuzda yazdığınız ilk yazı  hangisidir?
    Selam' la başlayen bir HOŞBULDUK yazısı

    5-Sizi izlemeye alan ilk kişi kimdi?
    Tatlıinsan TAZENANE.. Cidden tatlı diğ mi?

    6-İlk yorumu yazan kişi kimdi?
    yine TAZENANE

    7-En çok yorum alan yazınız hangisi?
    MARAZ (Kitapönerisi)en son yazım
    Adam yerine koyulup da sevdiğim kitapları okumak istemeleri insanların başımı önüme, hayır hayır onlara doğru saygıyla eğmek isteği yaratıyor bende....
    Kız vallaha sevdi bunalr beni :)))

    8-Beğenildiğini düşündüğünüz yazınız?
    Annem yazım herkesi ağlattı. Yani TAM İSABET....

    9-Tarafınızdan düzenlenen etkinlik var mı?
    Olamaı henüz ama olcak inşallah....

    10-Katıldığınız etkinlikler?
    Ay şu çay partisi etkiliğine katılcam....

    11-1OO'ün katlarında ki üyeleriniz ?
    Efendiiiiimmmm, sanırım şubat sonuna 100 olcak. 
    ( Ne demişler "azimle işeyen duvarı deler!!!)

    12-Toplam yazı adediniz?
    45 oldu bir ayda, ay hakkaten gevezeyim ben :)))

    13-Her gün ziyaret ettiğiniz arkadaşlarınız?
    Ah biri beni durdursun, herkesi izleyip ,bir de 3-4 satıryorum yazıyorum 3 saat sürüyor göz atmam.
    Tabi buradahala anahtar kelime doğrulaması yapan GÜZEL İNSANLARIN kafalarına koca koca taş atıyorum...

    14-Bloğunuzun size kazandırdıkları nelerdir?
    Benher alandadünyanın en zengin kadınıyım.
    Her arkadaşım ban KOCAMAAAAANN bir dünya veryor.(kendi dünyalarını) ağlasam yeridir yani:)))))

    Çocuk ruhu ödülünü ŞÖÖÖÖÖÖÖÖÖYYYYLE ,başucuma terleştiriyim. Mersi şekerim..

    İŞ DEGĞİŞİKLİĞİ

    5 şubat günü tayinim Samsun'dan Osmaniye ye çıkacak.
    Aydua edin N'oğlur ilk 3 tercihimden birine yetsin puanım, bıktım valla köylerde daha doğrusu köy yollarında sürünmekten...
    Neyse ben şimdidaha önce de bahsettiğim Mükemmel Anne MADE İN BETOŞ' un rahat kovanında dinlencedeyim 8 şubatta ilk 3 tercihimden(secret yapıyorum) birine gitmek için Samsunum la ilişik kesicem.
    YaniKAYSERİDEYİM, kafam karışık meşgulum, geziyorum vede tabiki yazamıyorum, YORUMLAYAMAIYORUM ama bu ALEMİ çok özlüyorum 
    Sağlıklı ve afiyette kalın.......








    Bulaşık Makinemden NEFRET EDİYORUM



    Vallahi ben etmiyorum.
    Bulaşık makinem şekilde de görüldüğüüzre BOSCH.
    Çoğu insanın  "Ay anlamıyorum, temizkoyup; sudangeçirip koyuyorum, vallahi kirli çıkıyor" şikayeti bizim evde yaşanmaz.
    Çünkü insanları dinlemekle kalmayıp anlayan, idrak eden Çalışkanarı Çiğdem, Geçmiş zaman da  bir  bilgiyi öğrendi:
    Bulaşık makineleri en geç 6 AY da bir "bulaşık makinesi temizleyicisi"-kibenim tercihim Calgonit- ile temizlenmezse içerilerde kalan yemek artıkları su döngüsüne girer ve  bulaşıklara yapışırmış.
    Benim gibi yemeği çooooooookkk, temizliği aaaaaaaaaaz yapan; bulaşıktan hoşlanmayan bu sebepten HER GECE MAKİNE ÇALIŞTIRAN bireyler ise  2-3 ayda bir bu işlemi tekrarlamalı....
    Ha unutmadan söyliyim, küresel ısınma karşıtı ve su tüketimi düşmanı, KESE (kovanının kesesinin) dostu bir birey olarak ben; bulaşıkları sadecesıyırp, sudan geçirmeden direk makineye ATIYORUM...
    VALLA çoğunuzdan da iyi sonuç alıyorum,...
    Naber Akıllıııımmmmm.......
    Not: Ay lütfen bağlantıya tıklayıp o resimleri görünn, ne demek istediğimi anlarsınız...

    30 Ocak 2010 Cumartesi

    Maraz...

    (Hande ALTAYLI,Remzi kitabevi)

    "GENÇ, TÜRK, KADIN, İYİ YAZAR "
    bu ifadeleri hakeden ve Bestseller kitaplar yapabilecek çok az KADIN YAZAR  olduğunu düşünüp; bi kadın olarak -bir taraftan da utandım bu histen ama ne yazık ki- ön yargıyla aldım kitabı.
    ( E. Şafak gibi birkaç tane çağdaş iyi yazar kadın tanıyorum, şu cahil kafamla...)
    Ama bırakın iyiyi mükemmel buldum.
    Hikaye de çok güzeldi,anlatım dili de karakter işlenişi de, olay ağı da.
    Sayfaları merakla çevirip;acıları derinden yaşayarak okuyorsunuz ve "Son" da keyif
    veriyor.
    Üstelik Aslı''yı "Aşka Şeytan Karışır''ın kahramanı olarak kullanması da çok
    hoş olmuş (radaki farklı bi Aslı olsa da akılda kalıyor)
    yalnız büyük okur ( benim gözümde öyle) Dalga seslerinden edindiğim bilgiye göre kitaplarını basmasında kocasının da faidesi olmuş.
    KOCASI aracı ise de bu yazarın benimle tanışması, yorumum şudur; ben sevdim kardeşim....

    HAH   HAH    HAAAAAAAA

    ya ben eski blogumda yazmışım bu kitabın yorumunu, olsun  kitapyurduna da bu yorumu yapmıştım.
    Dur eskisini de yaziiim:

    "Ben bu kitabı da çok sevdim.
    Akıcı anlatımı duru,tekrar tekrar okumuyorsunuz paragrafları
     "ne anlattı,ne tasviri var burda yaa?" diye.
    Akıp gidiyor hikaye merak da uyandırıyor.Kurgu ve kahramanlar hakikaten ilginç. Ama burda işin en ilginç yanı biz ya da arkadaşlarımızın özelliklerine sahip olmaları. Yani bizden birinin hayatı okuduğumuz.
    Sanki okumuyor da dedikodu yapıyor gibi zevk veriyor insana...
    İlk fırsatta "Aşka Şeytan Karışır" kitabını da alıcam :)))"

    Hala arkasındayım bu fikirlerin de haaa..

    28 Ocak 2010 Perşembe

    ÇOCUĞUNUZ VAR MI?

    Çerçeveler 3 lira
    Fotolar 50 kuruş
    Parmak boya 5 lira
    Kızımla paylaşımın değeri PAHA BİÇİLEMEZ.....

    Şekilde gördüğünüz 2 şaheser Çiğdem+Beril işbirliği ile yapıldı.
    Şimdi madem siz ya da çoğunlukla çocuklar tatilde bu iş çok basit.


    Ahşap çerçevelerin tanesi 1,5 L; malum her evde olan parmak boya ile boyandılar.
    Faber Castel tavsiye edilir.
    Çerçeveleri nemli bezle sidik.
    Beyaz veya sarı ile fon yaptık ( bunun detayını ben yaptım ki her yer boyansın, 1 saat bekletip arkasını da boyadık)
    Parmak boyalar yardımımla öbek öbek karışık halde çerçeveye yerleşti. 
    Eh Beril' e de bulaştırmak kaldı. Biraz kurallı bulaşırsa daha güzel oluyor.
    Ardından 1 gece kuruttuk.
    yeşilin üzerine evdeki boncukları UHU ile yapıştırdık.
    Spey vernik sıkıp 1 gece daha bekledik.
    Fotolar zarar görmesin diye ben sonrada asatat kağıdından cam {:)))Şeffaf kapaklı dosyadan da kesebilirsiniz}  
    yaptım.
    Evimdeki en güzel çerçeve oldu.
    Annesi onu yapan Parmakları yesin, bitirsin....
    Bu arada eylemlerim sürüyor, parmak boyadan başka daha neler kullanılabiliyor bi bilseniz???




    24 Ocak 2010 Pazar

    GDO

    Her ne kadar tüm sitelerde bu yazı YILMAZ  ÖZDİL'e  mal edilse de ben arşivinde rastlamadım böyle bi yazıya..
    bulan beni de bilgilendirsin...
    ama yazı çok güzel ileteyim...

    Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.
    Şöyle...
    *
    Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
    *
    Ne verirlerse...
    Onu yiyeceksiniz.
    *
    Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
    *
    Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
    *
    Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
    Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
    *
    Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
    *
    Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
    *
    Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?
    *
    Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.
    *
    Uzatmayayım.

    Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.

    Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!

    *
    Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

    *
    Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

    23 Ocak 2010 Cumartesi

    BU DAHA DA FENA



    (Khaled HOSSEİNİ,Everest Yayınları)
     Bin Muhteşem Güneş tarafından bu denli sarsılınca, kendime eziyeti abartıp; yazarın Asıl yaygarayı koparıp, tüm dünyaca tanınmasını sağlayan "UÇURTMA AVCISI" kitabını da aldım.
    sonra ne oldu. 50 sayfa okudum, "ay çatlıycam"  diye yarıda bıraktım...
    Yani işkencede bi yere kadar di mi?
    o kadar fena bu kitapta..
    tabi yarıda bırakmış değil, ertelemiştim okumayı, gerçekten ağır geldi birdenbire...
    Çünkü her şeyiyle tastamam bi kitaptı..
    Çok etkileyici bi öykü var yine karşımızda, iyi çizilmiş karakterler,dram üstüne dram ekleyen bi hayat, çok iyi bi çeviri ( Püren ÖZGÖREN) yani daha ne diyim...
    Ha ekleyeyim, kitap şimdiden senaryo gibiydi, filmi çekilmiş, izlemedim ama okurken izledim kafamda zaten.
    Olur da kitaptan önce filme rastlarsanız; hollywood pek bişey yapmamış yani....
    bu durumda NAĞPİCEKSİNİZ; Alceksiniz ,okuyceksinız.....


    Not: Sevgili okur dostum Dalga Sesleri'nin yorumunu da eklemeden geçmiyim dedim..
    "Dostluk kavramı adı altında aslında azınlık psikolojisi ile hareket eden ezik Hasan ile kendi öz eleştirisini yapan Emir'in işgal altındaki ülkesinin portresini çizen ağlayarak okuduğum bir roman "




    13 Ocak 2010 Çarşamba

    Annem

    Marifetli annem, maharetli annem, CANIM ANNEM,


    (Kuzum,Annem,Ayşem)

    Herkes çok sever annesini ,herkes çok takdir eder, eder de; ben gerçekten çok severim annemi...

    Ben annemi;
    çocuğum gibi şefkatimle severim,
    kocam gibi aşkımla, kalbimden ılık ılık bişeyler akarken severim, 
    Ablam (Güler) ve Kardeşim (Ayşe)'yi sever gibi severim,
    Babam (Muhlisimi) sever gibi severim,
    Öğretmenim gibi öğrenerek, aldığım  cezayı hakettiğimi bilerek severim,
    öğrencim gibi eleştirerek severim,
    Kitaplarım gibi vazgeçemeyip, içinde kaybolarak severim,
    Yemek yapmayı sever gibi kendimi kaybederek severim,
    Bi öksüzü sever gibi yaşadıklarını duyarak severim,
    arkadaşım gibi şakaşlaşıp-kızarak severim,
    Din Büyüğümü sever gibi ,mertebesine ulaşmak isteyerek severim,
    Allah'ıma Şükür ederken, İmanını, inancını örnek alarak severim,
    Atatürk'ü sever gibi hayranlıkla severim,
    bir aydın'ı sever gibi takdir ederek severim,
    evim gibi severim,
    memleketim gibi severim,
    Dilim (türkçem) gibi severim,
    Bilgim- aklım gibi  beğenerek severim,
    Kadınlığımı-zerafetimi sever gibi severim,
    Erkeksiliğimi- mertliğimi sever gibi severim,
    bercerimi-başarımı sever gibi severim,
    ağlamak ya da gülmek gibi vazgeçemeden, ihtiyaç duyarak severim,

    ben,
    annemi,
    kişiliğimde
    kimliğimde duyarak,
    BİR PARÇAM GİBİ SEVERİM....

    ben annemi çok severim, gerçekten.....

    Ben Çalışkan, çapçalışkan bi arıyım;  İnsanım, Kadınım, Örtmenim, öğrenciyim, anneyim, eşim, evladım, Müslümanım, Laikim, Atatürkçüyüm, Feministim, gelenekçiyim, Galiba tüm karmaşası ve muhteşem harmanı ile tam anlamı ile TÜRKüm, mükemmel değil ama İnşallah vasat da değilim. Bi de hakkaten; çok ilgili, az bilgili yok yok çok bilgili :))); Çapçalışkan, çalışkan bi arıyım.
    Ailemi çok severim,Aslında herkesi severim, kanımın geçtiği, canımın değdiği herkesi...

    Ben Öyle bi çalışkan arıyım arı olmasına da...
    Şu yukarıda yazan Çalışkan arı var ya; tam anlamı ile orda yazan herşeyden fazlası ile
    MADE İN BETOŞ.....

    Bana dini, İmanı, İnsanlığı, anneliği,kocama eş olabilmeyi, evlat olmayı, öğretmenliği, öğrenciliği, ibadeti, kitap okumayı, kafamı çalıştırmayı, uysal olmayı, kendini savunmayı, birey olmayı, ÇALIŞAKN OLMAYI.....
    yani beni ben yapan; kendimle gurur duymamı sağlayan, Allah' a Şüküretmemi sağlayan herşeyi bana ANNEM ÖĞRETTİ;  severek ya da döverek...
    {ay, ne çok dayak yedim beeen (haketmiştim,biliyorum yani :))))) } .

    İşte bu yüzden ben annemi severim.

    Ben annemi çok severim, çok....