adtech

Örtmenarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Örtmenarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2013 Pazar

Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın Cumhuriyet




Canım Atam,
Bana öğretilenlerden biri seni ailem kadar sevmekti, fakat ben büyüdükçe torunun yada evledın gibi seni kusurlarınla sevip, hepsini sümen altı yapmak yerine;seni anlamaya çalışıp; içime sindirmeyi tercih ettim.
Farkettim ki sen de insansın ve hatalar yapmışsın ama bu ne seni bu kadar eleştirmelerine ne de bu kadar yok etmeleye çalışmalarına yetecek.
Sen benim  gözümde  bir önder, bir fikir adamı, kendini vatanına feda etmiş bir sevdalı ve dedem olarak kalacaksın.
Seni hep sevdim ve ölünceye kadar seveceğim, üstelik "Kemalizm" denen, aydınlık, laik ve bence bu kadar hak ve hukuğu savunduğu için "İslami" öğretilerini tüm yeni nesillere iletmeye çalışacağım.
Cumhuriyet seninle varoldu, bizimle yaşayacak.
Yaşasın Türk Milleti, Yaşasın Cumhuriyet
İmza Torunun

2 Nisan 2013 Salı

2 NİSAN OTİZM FARKINDALIK GÜNÜ



Bundan 10 sene önce dünyada doğan her normal( sağlıklı gibi görünen) çocuğun aslında otistik olma ihtimali 20 de 1 di .Bu günse 7 de 1. Sizin de çocuğunuz otisitik olabilir. Ve bu ne yazık ki 1,5 yaş  sonrasında ortaya çıkıyor. Ama erken müdAhale çok önemli fark edelim farkında olalım.
( BU YAZIYI 3 SENE ÖNCE YAZMIŞTIM)





Otisitik Çocuklar Eğitim Merkezi,SAMSUN
(Nam-ı Diğer OÇEM)


Burası benim en son çalıştığım okul.
Bana bi Örtmen Arı olarak; Öğretmenliği, anneliği, acizliği, vebali, sabrı, boşa kürek çekip 1 cm ilerlediğinde o akşam sevinçten zıplamayı, bu haberi sevdiğim herkese defalarca anlatmayı öğreten muhteşem bir tecrübe olan okul.
Gerçekten Öğretmenlik hayatımın en güzel günleri,aslında en anlamlı günlerini yaşadım bu okulda.
6 tane öğrencim,1 çalışma arkadaşım(Aynı anda sınıfta 2 öğretmen çalışır),12 tane çok sevdiğim velim ve kıymetli meslektaşlarım oldu bu okulda.
OÇEM,
bir devlet okulu kısıtlı imkanlarla imkansızı başarmaya çalışan,en azından çalışan arkadaşlarım oldu bu okulda.
Söyledikleri gibi sevilmeden yapılmayacak işler var bu okulda yoksa meslek hayatınız çok çok zor olur.
Çoğunuz "OTİSTİK" kelimesini Tohum Otizm Vakfı ile duyduysa da bu kurum özel bir vakıf ve kendi içinle bütçeli zengin bi kurum.OÇEM lerse bildiğinize yakın devlet okulu. Ne yazık ki her devlet okulu gibi ödeneği çoook sınırlı,yetmiyor.Ama bu "ÇOK ÖZEL ÇOCUKLAR" normal şartlarda eğitim alamayacak kadar "özel".
Eğer bağış yapmak isterseniz
Bağımlı(okul bünyesinde alt sınıf olarak açılmış)
Bağımsız(tek başına bir okul) olarak hizmet veren okullar artık nerdeyse her ilde var.Sizlerin bağışlarına çok çoook ihtiyaçları var.
Bilmeniz gereken çok önemli bir şey var 0-3 yaş arası bütün çocuklar otizm riski taşır.Otizm eğitimle tedavi edilebilen bir hastalıktır.Lütfen özel çocuklarımız için özel şeyler yapın.
Not:Sevgili okulum, velilerim ve öğrencilerime bende bıraktığı muhteşem anılar ve bana öğrettikleri herşey için şükranlarını sunarım.....


24 Aralık 2012 Pazartesi

Ders Notları :((



Bi blog keşfettim süper,tuttum ben seni AYNAGÖZ 
yazılar da güzelkafa da
Lakiiiin o " notlarını vermeyen kız" ne yaaa şekerim.
ben ki 5 yıllık üniversite hayatımı fotokopici abilerimin ev ve araba almasına adamış,
bu uğurda her çeşit ders notunu ( inan 15 yıllıklar bile vardı) çektirmiş
ve tam bir mali destekçi olmuş bir insan olarak bana notlarını,
kendiliğinde, yalvarma ve tehdit yolu ile vermiş arkadaşlarımı öpüyorum.
Saygılarımı sunuyorum. Sayeniz de öğretmen olmuş bi insan olarak da tüm öğrencilerime ders notu tutmanın ne denli önemli olduğunu öğretiyorum.
Hep söylerim;
"Ben o kadar kötü bi öğrenciydim ki; dersten ödevden kaçmanın her yolunu bilirim, yani siz kuzucuklarım beni asla atlatamadınız ve atlatamayacaksınız.
yalnız şu anlamda da çok şanslısınız ki ben asla derse kendimi kaptırıp sizi sıkmam,
çünkü ben sizden önce sıkılır,
bi nefes alır,
bi ara verir, size de rahatlatırım, kendimi de....
Hadi bari bi dans edelim
yada bi film izleyelim:))

Not: Şu an Bizim fakültenin fotokopicisi ile uzaktan akraba olduk,
Cidden mali desteğimiz olmuş :)))

10 Kasım 2012 Cumartesi

İzmir başımızın tacısın


Rakıyı anlatırlar,bunu anlatamazlar

Atatürk’ü niye seviyoruz?


73 yıl geçmiş...
Anıtkabir full.
Dede-bebe.
Kadın-erkek.
Türbanlı-türbansız.
Zengin-fakir.
Türk, Kürt, Laz, Çerkez.
Niye?
*
9’u 5 geçe...
Türkiye esas duruşta.
Kasketli.
Piercingli.
Nasıl olabilir?
*
Ya Dolmabahçe?
Gidersin de...
Küllenmiş olması lazım.
Ağlamazsın.
Ağlıyor herkes.
*
10 Kasım’ı anlarım, 29 Ekim’i anlarım,
tatildir, cumartesi pazarı da anlarım...
Mesela, perşembe günü insan niye
Anıtkabir’e gider arkadaş? Salı?
Ankara’nın nüfusu 4 milyon...
Geçen sene 13 milyon kişi gelmiş!
*
Bağımsız ruh desen... Bağımsızlık sevdalısı
olduğumuz söylenemez pek... Öyle olsa,
Amerika’nın Avrupa’nın kucağına
oturmaktan, IMF’den emir almaktan
rahatsız olurduk, mandacıları baş tacı
yapmazdık... Sorsan, Cumhuriyet’in
anlamını bilenlerin oranı, üzücü çıkabilir.
Say desen, çoğumuz devrimleri bile
sayamaz. Egemenliğe baksan, kayıtsız
şartsız milletin olmadığını hepimiz
biliyoruz... Çanakkale zaten geçildi.
İstanbul’un kurtuluşunu, Dokuz Eylül’ü
fener alaylarıyla falan kutluyoruz ama,
telefonu İngiliz’e, bankaları Yunan’a
satmaktan gocunmuyoruz.
*
Peki, bunca karalamaya rağmen...
Niye seviyoruz O’nu bu kadar?
Niye unutmuyoruz?
Niye özlüyoruz?
*
Benim cevabım şu...
Bu milleti soymadı!
*
Ülkesini işgalden kurtaran, rejimini
değiştiren, devrimler yapan lider, dünyada
çok... Ama bu işleri yaptıktan sonra,
milletini soymayan dünyadaki tek lider o...
Rakıyı filan anlatırlar, bunu anlatmazlar.
(YILMAZ ÖZDİL)
Okuyan,
Çalışan,
Hayatını kazanıp kendi ayakları üzerinde duran,
Özgür,
Atatürkçü,
Laik,
Müslüman
bir anne olarak
Bana
Atalarıma
Evlatlarıma sağladığın her şey için
Sana FATİHA okuyorum.
Mekenın cennet, ruhun şad olsun.
Allah sana gani gani rahmet etsin,
Günahların affolsun.
Allah senden Razı olsun.

3 Kasım 2012 Cumartesi

23 Ekim 2012 Salı

ANA

.
Her kadın daha hamile kaldığında hormonları ile anne olurmuş...
Galiba ben, her çocuğumda biraz daha anne olup yufkalaştırıyorum yüreğimi.
Bi haber geldi bi kaç gün önce,
Osmaniye deki Süriyeli Mülteci Kampında Yaşayanların her şeyi varmış ama ne de olsa Yanlarına sadece canlarını alıp kaçtıkları için evlerinden, zenginliklerinden ve varlıklarından; çok fazla kıyafete ihtiyaçları varmış diye,
Düşündüm birden ya ben de onlardan biri olsaydım yanıma sadece yavrularımın canını alıp kaçmak zorunda kalsaydım -çok şükür rahat olan- hayatımdan zevklerimden, lükslerimden diye.....
Ağır geldi valla bu fikir yüreğime...

Sonra  birkaç zamandır Cengiz Aytmatov'u  keşfedip okuyan biri olarak devam ettim o akşamda TOPRAK ANAyı okumaya...
Galiba bi 5 dakka hıçkıra hıçkıra ağladım
Ana olmak ne zor şey.......
Not bu kitap savaşta oğullarını, kocasını ve gelinini kaybeden bi anayı anlatıyor.
ALLAH HİÇBİR MİLLETE SAVAŞ GÖSTERMESİN, ÇÜNKÜ SAVAŞTA İNSANLAR ÖLDÜRÜLEREK YOK EDİLMİYOR MİLLETLER.

Bir milleti yok etmek için kadınlara ve ÇOCUKLARA tecavüz edip, kısaca hepsini delirtip, daha fazla çoğalması engelleniyor.bu sayede üremeyen milletler tarih sahnesinden silinip gidiyor

20 Haziran 2012 Çarşamba

....MANTIKDAŞLARA İHTİYACI VAR BU ÜLKENİN....

.

Bazı şeyleri bi türlü basmıyor kafamız,
sağdan gelen herşey SAĞDAŞLARa MÜKEMMEL,
 soldan gelen herşey SOLDAŞLARa. 
Merak ediyorum acaba sadece kaç kişi sağdaş yada soldaş olmadan, MANTIKDAŞ OLACAK???

ÇÜNKÜ, BUGÜN TATLİM TERBİYE KURULU BAŞKANIMIZ Bİ AÇIKLAMA YAPTI, TOPU TOPU SADECE 3AY ERKEN BAŞLAYACAK ÇOCUKLAR (! ) dolayısıyla müfredatta değişime gerek görmedik VE KİTAPLARDA AYNI KALABİLİR, sonuçta rahat olun herşey hallaolacak diye,
o zaman bir tane MANTIKDAŞ arkadaşım bana anlatsın benim kafam BASAMADI,
soru1; 1. sınıfın ilk dönemi oyun oynayacaksam, 2. dönem çocukları okutacaksam ve bunu yaparken geçen yıl kullandığım ama içeriğini 1 tam ders yılında yeiştiremediğim kitabı kılavuz edip tamamını bitireceksem ben bu işi nasıl başaracağım,
soru2;üstelik ben bu görevi aşağıda özellikleri belirtilen 5 yaş çocuğu ileyapacaksam ben bu işi nasıl başaracağım???????????

Cevap veriyorum,; TAM ANLAMIYLA ÇUVALLAYACAĞIZ ve her zaman olduğu gibi bu çocuklar kasım ayı geldiğinde okuma yazma öğrenip hayata 1 yaş daha erken atılıp ezilecek, süzülecek ve mutsuz, oyundan nasibini almamış, okldan soğumuş, mutsuz umutsuz bir nesil olacak :((((

2 Ağustos 2011 Salı

Bir Düşten İbaret,

Hayatımda bir daha böyle bir kitabı asla bulamam.... 
İnanılmazdı, hikaye muhteşemdi, anlatım mükemmeldi. 
Şimdilerde o kadar güzel, okunan ve bilinen kitapları bi yana bırakıp, sadece bu kitabı tavsiye ediyorum herkese...
Yazarı da  Allan Brennet....

22 Aralık 2010 Çarşamba

Hayat sana bi gol daha attım :))

Seslendirdiğim son kitabı hazırlarken ( işte tam da burada attım golü) bişey keşfettim ve çok duygulandım, gururlandım, Ezildim.
Kitapları seslendirmemi isteyen Eğitmenin de bi görme engelli oluşu yaşattı bana bu duyguları. Ne kadar hayra oldum kendisine bilemezsiniz. Şimdi izninizle Sizlerde hayran olun diye   http://engelsizteknoloji.blogcu.com adresinde yayınlana yazıyı aktarıyorum.

FUTBOL OYNARKEN GÖZLERİNİ KAYBETTİ

Dünyada 37 milyon görmeyen, 124 milyon da az gören yaşıyor. Türkiye’de ise 750 bin görme engelli var. Onların yüzde 25’i doğuştan, yüzde 75’i de geçirdiği bir hastalık sebebiyle görme yetisini kaybetmiş. Yıllardır tüm dünya 12 Ekim’i ‘Dünya Görme Günü’ olarak kutluyor. Türkiye’de ise 2006 yılından bu yana kutlanıyor bu anlamlı gün. Biz de 12 Ekim’i vesile bilerek hayata bir adım geriden başlayıp çok ilerilere gidebilmiş görme engellilerle, başarı hikâyelerini ve bu uğurda yaşadıkları zorlukları konuştuk...

14 yaşına kadar hiçbir engeli olmadan yaşayan biri, bir anda göremezse ne yapar? Bu sorunun cevabını Altınokta Körler Rehabilitasyon Merkezi’nin Zeki Akkök Masaj Eğitim ve Uygulama Bölümü sorumlusu Hakan Erdem’in hayatında bulmak mümkün… 14 yaşında, yerinde duramayan futbol âşığı biridir Erdem. Hayatının son profesyonel maçında havadan gelen topu karşılamak için yükselir. Top o kadar sert atılmıştır ki yüzüne gelir gelmez gözü kararır. Bu durumun geçici olduğunu düşünerek kimseye söylemez.

Aradan haftalar geçer. Fakat gözlerindeki karanlık perde kalkmaz. Gündelik hayatı biraz daha zorlaşır. Mesela, annesi yer sofrası hazırladığında görmeyip yemeklerin içine girer. Kendi bakımını yapmakta zorlansa da ser verir, sır vermez. Olayın patlama noktası ise hayli ilginçtir. Okul merdivenlerini zar zor inen Hakan, öğretmeninin merdivenlerden yuvarlanmasına sebep olur. Öğretmen: “Kör müsün oğlum?” deyince; “Evet göremiyorum” der. Bunun üzerine okul müdürü ve öğretmenler devreye girer. Anne-babasına Hakan’ın durumu anlatılır. Soluğu Malatya Devlet Hastanesi’nde alırlar. Acı gerçeği orada öğrenirler: “Hakan’ın gözlerindeki retina yırtılmış. Şu an yüzde 30 görüyor. İlerleyen yaşlarda hiç görmeyebilir.” Babası oracıkta yığılıp kalır ve ilk kalp krizini geçirir.

8 kardeş arasındaki tek görme engelli Hakan Erdem, zor günler yaşar. Babası ilkokul mezunudur. Fakat oğlunun sağlığına kavuşup eğitimine devam etmesini can-ı gönülden ister. Tedavi için Ankara Göz Bankası’na giderler. Sosyal güvenceleri yoktur. Babası bütün mal varlığını oğlu için harcar. Uzun süren ameliyatlardan sonra Hakan’ın gözleri yüzde 10 açılır. Mesela televizyonu görür ama içindekileri seçemez. Kitabı algılar; ama yazıları göremez.

OKULUNU BIRAKMAK ZORUNDA KALDI

Hayata hafif puslu bakmaya alışsa da futbol arkadaşları tarafından dışlanmaya başlar Hakan. Yaşadığı duygusal çalkantılar, arkadaşlarından tamamen kopmasına ve orta ikinci sınıfta okulunu bırakmasına sebep olur. Eğitimine devam etmek içinse tek seçenek körler okuludur. Başvurur, kontenjanın dolu olduğu söylenir. “Gel” dediklerinde ise 17’sinde bir delikanlıdır. Gitmekten vazgeçer. Bir yıl sonra İstanbul’a gelir. Dışarıdan bitirme sınavlarına girerek önce ortaokulu sonra da liseyi bitirir. Bu esnada dünyaca ünlü masör Prof. Dr. Zeki Akkök’le tanışır ve onun öğrencisi olur. Kendini en iyi şekilde yetiştirmeye çalışır. Bir yandan da Eskişehir Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü kazanıp tahsiline devam eder. “Başarmak benim için önemliydi” diyor Hakan: “Aileme yük olmak istemiyordum. Görme engelli olduktan sonra babamdan hiç harçlık istemedim.”

Hakan Erdem, kısa sürede kendini toparlamış. Futbol sevgisini yüzmeye vermiş. 50 metre serbestte 12 kez Türkiye birincisi olmuş. Kurbağalamada da 3’üncülükleri var. Görme engelli olması da hayli ilginçlik katıyor mesleğine. Ayrıca Türkiye’de en uzun ve tek resmi masörlük kursunun da sorumlusu şimdi. Şimdiye kadar 94 görme engelli gence masörlük eğitimi vererek iş hayatına atılmalarına vesile olmuş. Kendi mesleğiyle alakalı tüm eğitim programlarını, seminerleri takip ediyor. Eşi Elif Hanım da çok az görüyor. Bir fark var aralarında: Hakan Bey, akşamları hiç göremiyor. Kızları Dilara (3) anne-babasının göremediğinin farkında. Mesela babası bir şey istediğinde götürüp eline veriyor, uzatmıyor. Dolaşmaya çıktıklarında önlerine çıkan çukurları söylüyor. Yerde oyun oynarken “Burada ben varım” diyor. Hakan Bey ilk zamanlar Dilara’nın hassasiyetinden çok etkilenmiş. “Allah büyük, yardım ediyor.” diyor. Ona göre tüm bunlar Allah’ın bir hikmeti…



Daha başakaları da var.
Devamı için lütfen http://engelsizteknoloji.blogcu.com 
sitesine gidin....

21 Aralık 2010 Salı

Geleceğin Suçlusunu Yetiştirmenin En Basit Kuralları....

- Daha küçükken çocuğa istediği her şeyi vermeye başlayın! Bu şekilde o,
herkesin onun geçimini sağlamak zorunda olduğuna inanacaktır.

- Kötü sözler söylediği zaman gülün! Böylece o kendisinin akilli olduğuna

inanacaktır.

- Ona düşünmeyi ve beynini kullanmayı hiç öğretmeyin! 21 yaşına gelince

kendi kararlarını, kendisi versin diye bekleyin!

- Yerde bıraktığı her şeyi kaldırın; kitaplarını, ayakkabılarını,

kıyafetlerini, onun için her şeyi siz yapın ki; o bütün sorumluluklarını
başkalarına yüklemeye alışsın!

- Onun gözünün önünde sık sık kavga edin ki; bu sayede aile bir gün

parçalanırsa çok fazla üzülmesin.

 
 - Ona istediği kadar harçlık verin ki; hiçbir zaman kendi parasını
kazanmanın ne olduğunu öğrenmesin.

- Yiyecek, giyecek ve konforla ilgili bütün arzularını yerine getirin

ki; istediklerine ulaşmak için çalışmak gerektiğini öğrenmesin.

- Komşulara, öğretmenlere, polislere karşı daima onun tarafını tutun ki,
onların hepsine karşı peşin hükümleri oluşsun.

- Bütün bunları ve benzerlerini yaparak yetiştirdiğiniz çocuğunuz bir

gün suç islerse, kendisinden özür dileyin! Ama onu felaket dolu bir hayata
hazırladığınız için kendinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin!!

Bu belge ABD Houston Polis Müdürlüğü tarafından hazırlanmış ve kentteki

tüm evlere ve okullara dağıtılmıştır.

9 Kasım 2010 Salı

Allah Rahmet Eylesin















10 Kasım 2010 saat 09.05 de Ruhuna El- Fatiha....
Bugün profilimde  "İnsanım, Kadınım, Örtmenim, öğrenciyim, anneyim, eşim, evladım, Müslümanım, Laikim, Atatürkçüyüm, Feministim, gelenekçiyim, Galiba tüm karmaşası ve muhteşem harmanı ile tam anlamı ile TÜRKüm, mükemmel değil ama İnşallah vasat da değilim. Bi de hakkaten; çok ilgili, az bilgili yok yok çok bilgili :))); Çapçalışkan, çalışkan bi arıyım." yazan bu ifade bana sana olan minnet duygumu hatırlatıyor.
Sen ve silah arkadaşların ve de fikirdaşların sayesinde, tüm şehitlerimizle birlikte; harcadığın ömrünle ben bugün kadın, öğretmen, anne, eş ve evlat olurken aynı zamanda HÜR, FEMİNİST, DİNDAR ve MÜSLÜMAN olabildiğimi biliyorum.
Bu sebeple 10 Kasım 2010 saat 09.05 te SİRENLER çalarken sana ve TÜM ŞEHİTLERİMİZE dualarımı yolluyorum.
Allahım kabul etsin, Mekanınız cennet olsun İNŞALLAH....


.

29 Ekim 2010 Cuma

Biz Yapıyoruz



Dünya Engelliler Merkezi Genel Başkanı Nedim Kılıç, " ilk kez İstanbul Ataşehir Belediyesi ile işbirliği yapılarak, Dünya Engelliler Merkezi olarak Edirne'den Kars'a bütün duyarlı insanlarımıza duyurmak amacıyla tane tane kapak toplamaya başladık.Geri dönüşümlü olmak üzere plastikten oluşan kapaklar toplatılarak, bütün toplanan kapaklar doğrultusunda engellilere Tekerlekli Sandalye ve ihtiyaçları olan malzemeler olarak geri dönecektir.Buradan Kars'taki bütün kurumlara seslenerek kapak toplama kapsamında yardımcı olmalarını rica ediyoruz " dedi.Ayrıca Kılıç kampayanın Amerikalı sivil toplum örgütü tarafından desteklendiğini ve şimdiye kadar yaklaşık 3.500 kapak tekerlekli sandalye dağıtıldığını belirtti.



Şimdi Yolda yürüyorsunuz bir pet şişe gördünüz (markası kesinlikle önemli değil herhangi bir marka olabilir) eğilin ve kapağını alın.Evinizde bir torbaya doldurun.100 tane 50 tane 500 tane nekadar olursa şu mübarek ayda bir engelliyi mutlu etmiş olucaksınız.Çorbada sizinde tuzunuz olacak.Unutmayın her 250 KG kapağa 1 tekerlekli sandalye verilecek.VE ŞUNUDA UNUTMAYIN: HER SAĞLIKLI İNSAN (BİZLER) BİR ENGELLİ ADAYIDIR.

Bu kampanyayı her ilde başka başka kurumlar öncü olmak sureti ile yürütüyor galiba; zira Osmaniye İbn-i  Sina Hastanesi  ya da Kayseri de Erciyes Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi üstlenmiş.


Herneyse Biz de TÜYSÜZ İKÖĞRETİM OKULU olarak en azından kapak topluyoruz. Size de tavsiye ederiz :)))



.

Sözün Özü

Yaşasın Türk Milleti...
Yaşasın Cumhuriyet.....
{ Fazla söze ne hacet..}

17 Ekim 2010 Pazar

Duyuru

Üzülerek belirtiyorum bir kitabı daha bırakmak ZORUNDA kaldım.
İnanın mecburdum.

Büyük bi beklenti ile alınan ve kenara atılan bir kitap. Kapak güzel, övgüler ilgi çekici, Mekan ( Afrika) yine çekici ve çeviri berbat, olaylar garip ( çevirinin kötü olması sebebi ile anlaşılmaz) üstelik Sadece Müslümanların, Afrikalıların BERBAT dünyasını anlattığı için Amerika''da En iyi kitap seçilmiş bi Aşağılama Kitabı.
Tek yapılan "Afrika kakadır,Müslümanlar daha da KAKA dır"ı kafanıza yerleştirmeye çalışmak.
Lütfen Almayın, değmez... 

26 Ağustos 2010 Perşembe

ABD, AKP VE PKK 'EVET' DİYOR!..

 

ABD, AKP VE PKK 'EVET' DİYOR!.. 

19 ağustos 2010

19.Ağustos 2010

ABD, AKP
ve PKK
‘EVET’ DİYOR!


Açıkca anlaşıldı ki PKK ve yandaşlarının ‘boykot’ manevrası Atlantik ötesinden kararlaştırılmıştı. İnce hesaplar yapılmıştı. ‘Boykot-Hayır’ cephesi bütünleştirilecek, Halk ‘Hayır’dan uzaklaştırılacaktı.
Şimdi alenen ortada ki:
PKK ‘EVET’ diyor.
APO ‘EVET’ diyor.
BDP ‘EVET’ diyor.
AKP yalanlıyor ama iktidarın, ‘evet’e yol hazırlamak için adımlar attığını PKK liderlerinden Karayılan açıklıyor.
‘Ateşkes kararının devlet ile Öcalan arasında sağlanan temaslar sonucu alındığını’ söylüyor. ‘Görüşme talebinin Türkiye Cumhuriyeti devletinden geldiğini’ belirtiyor.
Ve Güneydoğu Anadolu’da faaliyet gösteren STK’lar bir bir dökülüyor: Hepsi koro halinde ‘EVET’ diyorlar . Güneydoğulu işadamları da ekranlardalar. İmaj konusu düşünülmüş. Pek Amerikanca! Üstlerinde bir örnek beyaz gömlekleri var.
‘EVET’ diyeceğiz!’ diyorlar. ‘Daha derin ve geniş kapsamlı bir değişim süreci başlayacak. Bu referandum aslında yepyeni bir anayasaya ön basamak olacak.’
Tercümesi ‘Güneydoğuya özerkliğin yolu açılacak!’

‘Baba, oğul ve kutsal ruh’!

Tablo net! Pazarlık ‘Sen bana Evet ver! Ben sana Özerklik!’ çerçevesinde gelişiyor.
İktidar ve terör örgütü arkalarında Amerika, ‘Baba, oğul, ve kutsal ruh’ olarak, hristiyan üçlemesini tamamlıyorlar.
Fener Patrikhanesi, Sümela’da Pontus’a ‘EVET’ çığlıklarıyla onlara eşlik ediyor.
Dengeyi kaçırmamak için, Ermeni kilisesinin Akdamar’dan atacağı ‘EVET’! çığlıklarını, referandum sonrasına ertelediler. ‘Van Ermenidir!’ korosunun sahne alışını, 19 eylülde planlıyorlar.

Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, kararlı! Türkiye topraklarını BOP haritasına uygun biçimde bölmeye ‘EVET’ diyorlar!
Her birinin değişik sebepleri var. Ama oyunun kuralını Baba koyar. ‘Baba’, dünyayı işgal eden küresel şirketler. ‘Baba’, yerli işbirlikçi ve taşeronlara tabii ki hak ettiklerini verecek. En önemlisi, görevlerini layığıyla yaptıkları takdirde, onları deliğe süpürmeyecek.
Kutsal Ruha gelince, bu haçlı oyununda PKK’yı oynuyor. ‘Baba’ya yeni bir İsrail hediye etmek için çabalıyor. Görevi, en münbit maden ve petrol topraklarını Türkiye’den ayırıp dünyayı yönetme hevesindeki çetenin emrine sunmak.! Yeni kurulan devlet, devamlı kaos üreten bir makine olarak, Amerikan kılıcını, Ortadoğu’da sallayacak!
Bush söylemişti. Türkiye Avrasya’nın kilidi! Türkiye’den Çin’e kadar uzanan Avrasya, tüm dünyadaki doğal zenginliklerin dörtte üçünün sahibi!
Avrasya’ya açılan bu kilit kırılırsa, ‘tek dünya devleti’ne giden yol açılacak. Kaynakları giderek tükenen emperyalizmi, en az 100 yıl rahat yaşatacak ve savaştıracak, enerji ve madenler yağmalanacak!

Elazığ- Dersim- Diyarbakır hattı
!

Bu projenin önünde duran güç Türkiye’dir. Hükümetler tamamdır da halk ‘halledilememektedir! 100 yıldır tüm zaafları didiklenmektedir.
Boşuna Rize’den İskenderun’a hatlar çizilmemiştir.
Rize Çayeli Bakır yataklarından başlayın, Elazığ Maden’e, Palu’ya, Sivrice’ye oradan Diyarbakır Ergani’ye, İskenderun’a inin.
DÜNYA ÇELİK TRÖSTLERİ O HATTAN BESLENİR.
Almanya 2. dünya savaşına o bölgenin kromundan aldığı güçle girmiştir.
Atatürk’ün vefatından bu yana, dünya tröstlerinin gözü maden diyarı Maden’de, Ergani’de, Bakır diyarı DİYARBAKIR’da, gümüş kapısı DER-SİM’de (bkz C. Özakıncı) ya da Tunç elleri Tunceli’dedir. Yani Elazığ- Dersim- Diyarbakır hattında 100 yıldır yaratılan kaosun nedeni bellidir.
Lütfü Ergene dostumuz, muazzam arşivi ile bana ışık oluyor. Bakın ne diyor:
‘Yıl 2010. Başta Almanya, İsveç ve Norveç olmak üzere dünyadaki çelik üreticisi ülkelerin yıllık ortalama bir milyon ton civarında ham Krom ihtiyacını karşılamaya devam eden Türkiye, bir çılgınlık sonucu hala Krom destekli -yani nitelikli- çelik üretememektedir.
Türkiye'de Demir Çelik İşletmeleri diye boy gösteren fabrikalarda ise ne yazık ki neticede basit anlamda inşaat demiri üretilmektedir.
Nitelikli çelik üretmek için gerekli olan ham Krom'u ferrokrom haline dönüştürme faaliyetinden, Elazığ Ferro Krom fabrikası özelleştirilip kapatılarak vazgeçilmiştir.’

Tıpkı İskenderun Demir Çelik’in kuruluş aşamasında ABD, gizli raporlarla ‘Türkiye’deki bu gidişin durdurulması’ emrini verdiyse (Bkz. A. İlhan Hangi Atatürk), Ferro krom’un da akibeti farklı olmamıştır. Türkiye her ağır sanayi adımında engellenmiş, ‘Sen ham maden sat! Yoksa bedel ödetiriz!’ denmiştir.

‘EVET’ ile paylaşılacak Hazine!

Kısacası bölge bir hazinedir. Küresel çete, ÖZERK KÜRDİSTAN aşamasında, bu hazineyi bölge ileri gelenleri, işadamları, örgüt yandaşlarıyla ‘paylaşacağı’ mesajını yaymaktadır. Aynı anda ‘işine bakmaktadır’!
(Afganistan’da Irak’da da aynı mesajları vermişti. İşgal başladığında önce içerdeki yandaşlarını temizledi. )
Küresel çetenin en önemli işi, kucağında büyüttüğü siyasiler, ekonomistler hukukçularla önündeki tüm engelleri kaldırmak için bir Anayasa yapmaktır.
Bunun ilk aşaması olan REFERANDUM yasadışı şekilde gündeme taşınmıştır.
EVET için ‘Yedi düvel’ çalışmaktadır. Çünkü EVET, Ergani, Çayeli, Tunçeli, Maden kromu, altını bakırı gümüşü petrolü demektir.
O nedenle, ABD ve Avrupalı büyükelçi ve konsoloslar, ‘EVET’ çığlıkları atarak yurdun dört bir yanını dolaşmaktadır.En çok ziyaret edilen bölge ne hikmetse (!) ELAZIĞ- ERGANİ hattıdır. (Dipnot 1)
Onlar küresel şirketlerin memurlarıdır. 300 küsur yabancı şirket , ŞİMDİLİK, Danıştay ve Anayasa mahkemesi engelleriyle ‘uğraşarak’ bu servete el koyabilmektedir. Yeni Anayasa ile önlerindeki tüm engeller kalkacak, hazine ayaklarının dibine düşecektir!
İşte bu nedenle dünyayı yöneten küresel şirketler koro halinde ‘EVET’çidir.
EVET ile ele geçecek servet, Suriye sınırında 4 trilyon dolarlık petrol, (dipnot 2), güneydoğunun münbit topraklarında yatan bakıra yani altına, gümüşe, kroma, doğrudan el koyma imkanı.. Servetin boyutunu siz hesabedin!

Selim Kotil, küresel çetenin ,iktidarla üleşiminden örnekler veriyor:
‘Örneğin İsrail devletini kurduran Rothschield ailesi ile Başbakanın damadının genel müdür olduğu Çalık Grubu, Anatolia Minerals firmasında % 50 şer ortaklar. Bu firma 4 milyon dönüm arazi kapatmış durumda.
Fethullah Gülene yakınlığı ile bilinen Koza Grubu 6 milyon dönüm arazi ve 500 ruhsatla bu işin en önünde.’

EVET için her şey mübah!


İşte bu üleşim nedeniyle, AKP hükümeti, Yabancılara Toprak Satışı Kanununu Yargıya takılmadan geçirmek zorunda. Tapu kanununu çıkarmak
Yabancı Şirketlerin Taşınmaz Mal Edinmelerine izin vermek zorunda.
Bunların önünde duran yargıyı ezip yoketmek zorunda.
EVET çıkarsa, bu yağmaya karşı açılmış tüm davalar kapanacak. Küresel ‘Baba’ topraklara madenlere petrole el koyacak, ‘Oğul’ deliğe süpürülmeden koltuğunda kalacak ve hazineden pay alacak, ‘kutsal ruh’ kukla devletten pay kazanacak, saraylarda yaşayacak. Feodal ağalıktan krallığa sıçrayacak. Yöre halkı acından ölmeye devam edecek. Bugün Silvan’da iftarını açacak ekmeği olmadığı için kendini asan ‘Hacı’nın, iftar açmak için gideceği bir evi de olmayacak.Bu kabus gerçekleşirse, Güneydoğu Anadolu, Afganistan , Pakistan ve Irak halkının kaderini paylaşacak!


Bu bir yedi düvel oyunudur. Ve oyunun son perdesidir.
Bu oyunda batının 300 küsur şirketi, ağzından salyalar akıtarak, diş geçirdikleri doğal zenginliklerimize el koymak için yeni Anayasa beklemektedir.
Durum artık PARTİLER ÜSTÜ bir durumdur. Ne yazıkki gerçek bir muhalefet uzun yıllar önce budanmış ve yeri boş kalmıştır. Lider olabilecek kişiler öldürülmüş ya da içeri tıkılmıştır. EVET’in geçmesi halinde, ‘aydın’ sıfatlı pek çok kişi de aynı akibeti paylaşacaktır. Görev HALK’ındır!
Hangi partiye yakın olunursa olunsun, Türkiye’nin Bekası için, bu milletin geleceği, varlığı, devamı için, emperyalist odakların son oyunu bozulmalıdır!
HAYIR demek farzdır.


Banu AVAR
banuavar@superonline.com
www.banuavar.com.tr






DİPNOT:
Tarih: 28 Temmuz 2009

Konsolos Hallberg Elazığ'a geldi
ABD Adana İkinci Konsolosu Kurt Hallberg, Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu'nu ziyaret etti. Konsolos Hallberg, Selmanoğlu'nun makamında gerçekleşen ziyarette Türkiye'nin Adana veya Ankara'dan ibaret olmadığını, büyük bir ülke olduğunu belirterek, ''Türkiye, büyük ve zengin bir ülke. Bu yüzden daha iyi tanımak için gezmemiz lazım'' dedi. Türkiye'nin AB'ye üyelik sürecinin devam ettiğini ifade eden Hallberg, Türkiye'nin ekonomisinin küresel krize rağmen iyileştiğine işaret etti.
Başkan Selmanoğlu da Hallberg'i ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Türkiye'nin büyük bir devlet olduğunu kaydeden Selmanoğlu, ''Küresel kriz gelse bile Başbakanımızın kaydettiği gibi teğet geçmektedir. Alınan çok güzel radikal kararlarla ülkemiz inşallah önümüzdeki dönemde daha rahat edecek, ekonomi daha rahatlayacaktır. Türkiye gerçekten Avrupa'da hissedilebilir şekilde büyük bir devlet, ekonomisi büyük. İnşallah daha güzel günleri birlikte yaşayacağız diye düşünüyorum'' diye konuştu. Selmanoğlu ve Hallberg bir süre basına kapalı olarak görüştü. Hallberg'in Elazığ'daki ziyaretlerinin ardından Diyarbakır'a geçeceği öğrenildi.

Tarih 26 Mart 2010…
Avusturya Büyükelçisinden Vali Erol’a Ziyaret
Bir dizi incelemede bulunmak üzere Elazığ’a gelen Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar Elazığ Valisi Muammer Erol’u makamında ziyaret etti.
Bugün Elazığ’a gelen ve bir dizi incelemelerde bulunacak olan Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar Elazığ Valisi Muammer Erol’u bu sabah makamında ziyaret etti. Büyükelçi ziyarette Elazığ Valisi Muammer Erol’dan Elazığ ile ilgili bilgiler aldı.
Ziyaretten sonra bir değerlendirme yapan Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar, sadece Ankara’da kalmak istemediklerini, zaman zaman Türkiye’nin değişik bölgelerine ziyarette bulunduğunu ve bu kapsamda Elazığ’a geldiğini ifade etti. Elazığ’a ilk defa geldiğini ifade eden Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar, Elazığ’ın ekonomik potansiyelleri hakkında bilgiler alacağını belirtti. Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar, Fırat Üniversitesine de bir ziyarette bulunacağını kaydetti.
Elazığ Valisi Muammer Erol ise ziyareti anısına Avusturya Büyükelçisi Hiemaria Gürar’a bir kilim hediye ederken, büyükelçi de Elazığ Valisi Muammer Erol’a Avusturya’yı tanıtan bir kitap takdim etti.
Kaynak: http://www.elazig.gov.tr/h1090-avusturya-buyukelcisinden-vali-erola-ziyaret.html

DİPNOT 2
Mehmet Emin Koç yeni mesaj’da yazdı:
‘AKP hükümeti, Suriye sınırımızdaki 2 Kıbrıs büyüklüğünde mayınlı araziyi İsrail’e, temizlemek karşılığında hiçbir bedel almadan sadece mayınları temizlemek karşılığında 49 veya 99 yıllığına İsrail başta olmak üzere ecnebi firmalarına devretmeye çalıştı.
Anayasa Mahkemesi iptal etti. (23 Temmuz 2009)…
İngiliz Specialist Gurkha Services Şirketi ile ortak Pekkan Şirketler Grubunun Başkan Yardımcısı Adnan Volkan Pekkan, Suriye sınırındaki mayınlı arazide en az 4 trilyon dolarlık petrol rezervi bulunduğunu açıkladı
BAnu AVAR'ın  internet sitesi     http://www.banuavar.com.tr

18 Ağustos 2010 Çarşamba

TÜRKAN

 Geç kaldım
okumak için,bu kadar etkilenmek için ama yine de yetiştim yaptığım işi  "hakkı"  ile yapanların, gönül rahatlığı ile göçüp gidebileceğini öğreten
bi kitabı okumaya, KİTAP da şahane idi, insan (TÜRKAN) da şahane İMİŞ,
cep boyun fiyatı ve kalitesi de şahane imiş.......

18 Nisan 2010 Pazar

VELEV Kİ ÇOK YOĞUNSUN :))))


Evet gerçekten inanılmaz bi tempodayım, koltuğumun altına sıkışan karpuzlardan ençok SAĞLIK olanı düşüp düşüp eziliyor, şükür ki henüz kasa sağlam,
ancak ben bundan MAZOŞİSTce bi zevk alıyorum...
Neden?
Galiba çatlaklım seviyem giderek arttığı için :)))
Okul,
ev,
okumak,
uyku,
spor,
gezme- tozma,
haftasonu ÇUCUĞUMLAN ilgilenme,
blog,
23 MİSAM ( kızımın ifadesi ile) kutlama çalışmaları,
Okulda voleybol bilemedin; masa tenisi maçları (tamam pinpon henüz çalışma seviyesinde)
Aşırı yemek yapma,
Haftada bir akşam 4-5 ailelik misafir çağırma ağırlama.......
Yaziyim mı daha?
Yok zaten yazamam çünkü bittti :))

Neyse şekerim
İşte bu arada Velev ki Ciddiyim de kendine bi zaman yaratıp bitti;
Valla iyiy de oldu
yok bitmesi diil okuması
Gülse Birsel sevdiğim, saydığım çok BAĞAAAANDİĞM ve çokca da güldüğüm bi mizahçıdır.
Ben şahsen, bizzat kendim öpüyorum ellerinden
El dedim neden Ay şekerim ben 79 doğumlu bi insan olarak henüz 30 yaşında minik küçük tefecik bi insan olarak ablalarıma sayar; öpeceksen ellerini tercih ederim :)))

Ha! merak eden varsa akşama bizim yemek ÇİN SALATASI ........

10 Nisan 2010 Cumartesi

uf , çok işim var

Yormayın beni bu ara olur mu?
Çok işim var valla..
Çocukların notunu giricem,
Kitap seslendirmemi ( ACİLEN) bitiricem,
23Nİsan Çalışmalarına devam edicem ( her gün dans çalıştırcam kuzularımı),
Her öğlen voleybol oynuycam,
haftada 3 gün PİLATES yapıcam,
Beni beğenmeyen kocama Daha çok yemek yapıcam ( Az geliyomuş yaptıklklarım da)
Hepsinin üstüne 3 kilo daha vericem,
bu hafta perşembeye 20 kişilik misafir alıcam tüm bunları da 3-5 günde bitiricem,
Üsteik bu arada da kızımı ihmal etmiycem.....
ALLAH AŞKINA YORMAYIN BENİ
Bİ DE SİZLE Mİ UĞRAŞCAM???
( BAK ŞU GÜN OLDU DAHA LOST'U DA SEYREDEMEDİM :((((