adtech

30 Ocak 2010 Cumartesi

Maraz...

(Hande ALTAYLI,Remzi kitabevi)

"GENÇ, TÜRK, KADIN, İYİ YAZAR "
bu ifadeleri hakeden ve Bestseller kitaplar yapabilecek çok az KADIN YAZAR  olduğunu düşünüp; bi kadın olarak -bir taraftan da utandım bu histen ama ne yazık ki- ön yargıyla aldım kitabı.
( E. Şafak gibi birkaç tane çağdaş iyi yazar kadın tanıyorum, şu cahil kafamla...)
Ama bırakın iyiyi mükemmel buldum.
Hikaye de çok güzeldi,anlatım dili de karakter işlenişi de, olay ağı da.
Sayfaları merakla çevirip;acıları derinden yaşayarak okuyorsunuz ve "Son" da keyif
veriyor.
Üstelik Aslı''yı "Aşka Şeytan Karışır''ın kahramanı olarak kullanması da çok
hoş olmuş (radaki farklı bi Aslı olsa da akılda kalıyor)
yalnız büyük okur ( benim gözümde öyle) Dalga seslerinden edindiğim bilgiye göre kitaplarını basmasında kocasının da faidesi olmuş.
KOCASI aracı ise de bu yazarın benimle tanışması, yorumum şudur; ben sevdim kardeşim....

HAH   HAH    HAAAAAAAA

ya ben eski blogumda yazmışım bu kitabın yorumunu, olsun  kitapyurduna da bu yorumu yapmıştım.
Dur eskisini de yaziiim:

"Ben bu kitabı da çok sevdim.
Akıcı anlatımı duru,tekrar tekrar okumuyorsunuz paragrafları
 "ne anlattı,ne tasviri var burda yaa?" diye.
Akıp gidiyor hikaye merak da uyandırıyor.Kurgu ve kahramanlar hakikaten ilginç. Ama burda işin en ilginç yanı biz ya da arkadaşlarımızın özelliklerine sahip olmaları. Yani bizden birinin hayatı okuduğumuz.
Sanki okumuyor da dedikodu yapıyor gibi zevk veriyor insana...
İlk fırsatta "Aşka Şeytan Karışır" kitabını da alıcam :)))"

Hala arkasındayım bu fikirlerin de haaa..

29 Ocak 2010 Cuma

HERKESE HAYIRLI UĞURLU OLSUN :))

Efendim Çalışkanarı olarak allem ettim, kallem ettim, kendimi blogger dünyasına da adapte ettim, mimlenme başarısını da gösterdim.( Yeteneksizin, mersi şekerim)
Allah çevremdekilerin yardımcısı olsun.
Cümlesine kolay gelsin, çekecekleri var,herkese hayırlı uğurlu olsun....
AMİN.......


Enteresan özelliklerim;
bi kere 7 yetmez bana, çok enteresanım bu 1,
benim çene açıldı mı kapanmaz bu 2,
Dur hadi acıdım 7 de sınırlıycam, böyle de tatlıyımdır; bu da 3,
Gelelim bana.....

  1. Aynı anda 5-6 işi yaparım, feci şekilde dikkat eksikliğim var, dolayısıyla evim -temiz, çekmeceleri düzenli ama- dağınıktır
  2. Herşeyi merak ederim, sorar-öğrenirim,üstüne bilmeyene öğretirim ama haddimi bilirim, üstada saygım büyüktür.Acayip pratik bi zekaya sahibimdir.Hertür lüzumsuz konuda inanılmaz kafa çalıştırır bu sayede konuya vakıf olurum..
  3. Herkesi severim, acayip arkadaşım vardır ve arkadaşlarımın bi kısmı cidden acayiptir, ama bu beni rahatsız etmez, bilakis çeşitlilik yaratır,hoşuma gider.
  4. Çevremdeki herkesin konuştuğunu, yazdığını dinlerim, gerçekten dinlerim, anlarım, yorumlarım,sonraki sohbetler de kullanırım.( Yeteneksizin; kpss ye hazırlanıyor, tatesal yiğeni Oğuz'a minnet borçlu, Kalpkurabiye nişanlısını çok seviyor, dalga sesleri kitap kurdu- azıcık canı yanmış- dertli, muhabbet çiçeğimin ananesi iyi ama tam düzelmedi vs vs)
  5. Süper ders çalıştırırım. ders çalışmaktan nefret eden biri olarak (hayatımda sadece y.Lisans yaparken-ki bu bi mucize idi,nasıl olduğu da hala muğallak- ders çalışmıştım) herçeşit ders ÇALIŞMAMA  yolunu bilirim.yani kimse benden kaçamaz.
  6. Uykuyu sevmem, daha doğrusu gece yatmak değil, yatmamak için savaşırım.Sonra sabah kalkamam.Yani genellikle "ÜZERİMDEN TREN+ KAMYON+TIR+ BERİL GEÇMİŞ GİBİ" kalkarım ama direk kalkarım.ortalama 5-6 saat uyurum.sonra bi gün yamulup erkenden 12 de yatarım 8 saat uyur, süper dinlenir, 1 ay daha sürünmeye devam ederim.
  7. sapıtık bi okuyucuyumdur. en çok geceden sabaha kitap bitirmeyi severim. ayda ortalama 3-4 geceyi bu şekilde geçirir, ertesi gün de normal saatim de yatar 4-5 saat uyurum yani açığı kapatmak gibi çabam olmaz.
  8. Bunu da yaziyim mı? N'oğlur? yemek yapmaya bayılırım. Mutfakta saatlerce kalabilirim, bu gün yaptığım gibi aynı seferde 5-6 çeşit pastayı sırf evde yemek için yapabilirim. Ama sonra toplamaktan nefret ederim.
  9. İftiharla söylüyorum ve yeni MİMİ ben başlatıyorum...
Ben yemekçi bir kadınım,ben dağınık bir kadınım, ben keyfine düşkün bir kadınım, ben kendini seven bir kadınım, ben çok özür dilerim - çok çok mutlu olsamda- mim  okumaktan bay gelen bi kadınım ( ben normal yazı okumak isteyen ve) inşallah bu mim işini şimdilik son bulduran kadınım..........


BAŞ BELASI BEŞ MİM 

1. yemekçi kadın mısın, temizlikçi kadın mı???
2. dağınık kadın mısın, düzenli  kadın mı?
3. İşi mi bitirirsin, keyif mi yaparsın?
4. Kendini mi seversin, düzenli olmayı mı?
5. Mim işi son bulsun mu, bulmasın mı?


Mimi bitecek olanlar:


Önemli not: bu Mİm 2 aşamalıdır. İsteyen sevgili arkadaşlarım 7 maddelik olanı da yazsın ama öncelikle son "BAŞ BELASI BEŞ MİM" kısmı cevaplanmak zorunda




28 Ocak 2010 Perşembe

ÇOCUĞUNUZ VAR MI?

Çerçeveler 3 lira
Fotolar 50 kuruş
Parmak boya 5 lira
Kızımla paylaşımın değeri PAHA BİÇİLEMEZ.....

Şekilde gördüğünüz 2 şaheser Çiğdem+Beril işbirliği ile yapıldı.
Şimdi madem siz ya da çoğunlukla çocuklar tatilde bu iş çok basit.


Ahşap çerçevelerin tanesi 1,5 L; malum her evde olan parmak boya ile boyandılar.
Faber Castel tavsiye edilir.
Çerçeveleri nemli bezle sidik.
Beyaz veya sarı ile fon yaptık ( bunun detayını ben yaptım ki her yer boyansın, 1 saat bekletip arkasını da boyadık)
Parmak boyalar yardımımla öbek öbek karışık halde çerçeveye yerleşti. 
Eh Beril' e de bulaştırmak kaldı. Biraz kurallı bulaşırsa daha güzel oluyor.
Ardından 1 gece kuruttuk.
yeşilin üzerine evdeki boncukları UHU ile yapıştırdık.
Spey vernik sıkıp 1 gece daha bekledik.
Fotolar zarar görmesin diye ben sonrada asatat kağıdından cam {:)))Şeffaf kapaklı dosyadan da kesebilirsiniz}  
yaptım.
Evimdeki en güzel çerçeve oldu.
Annesi onu yapan Parmakları yesin, bitirsin....
Bu arada eylemlerim sürüyor, parmak boyadan başka daha neler kullanılabiliyor bi bilseniz???




27 Ocak 2010 Çarşamba

AYLİN ÇORBASI

Ay bi saattir yorum yazdım ,yoruldum.
Ama yazcam bugün Şifalı Çorbamı...
Asıl Adı: Ayran Aşı
Yani yemek
Ama ben o halini sevmedim, bunu şifa niyetine sıklıkla hane halkı ile tükettirim.
Ama cidden tükenen çok lezzetli bi çorba.

(Aylin Çorbası) Ayran Aşı çorbası 


1 adet soğan
1 diş sarımsak
2 avuç herhangi evde kesilmiş makarna, çorba, erişte vb.
1 çorba kasesi yoğurt
2 adet kemik suyu bulyon küp
1 adet knor tavuk suyu bulyon tablet
1 lt su
Çay kaşığının ucu ile nane
tereyğı
sıvıyağ

Öncelikle, Aylincim sağol. Allah razı olsun.
hem bizi bu çorba ile tanıştırıp adını verdiğin, hem de yuvama şifa verdiğin için :)))

Soğanı rendele, tereyağı+sıvıyağda pişir.
Üzerine suyu ekle ( kaynar olsun, iş çabuklaşsın)
1 tatlı kaşığı tuz at.
İçine herhangi bir ev yapımı kuru hamuru at.( Ben kırpma mantı dediğimizden attım, Aylin erişte atıyor vb..)
Hamur iyice pişsin.
Kemik suyu bulyon ( Made in Çalışkanarı)  ve  tavuk bulyon atın ( bu tadı inanılmaz değiştiriyor. İlla ki olmalı)
Pişince yoğurdu büyük bi kase de çırpıp içine biraz ( biraz çok ama) kaynayan sudan ekleyip, çırpın. kesmesini önleyin,
Yavaşça ve çorbayı karıştıra karıştıra  çırpılmış ılılıtmış yoğurdu ekleyin.
1 diş sarımsağı rendeleyin.
azıcık naneyi ekleyin.
Sakın koklamayın, içine düşersiniz :))))))

Çooooooook şifalı cidden tam bi anne çorbası, aslında yanına basit bişey ekleseniz de yeter.
Çok çok da doyurucu çünkü
Elinize ve kendinize sağlık.....

AY YETER YAAAAAAAAA!!!!!!!!!1

Yepyeni bi kampanya yapalım
varmısınız???
Valla bıktım, insan bu kadar da yalvartılmaz ki.....
Kardeşim, İzlenmek isitiyor musunuz
evet
herkes yorum istiyor mu?
evet...

o zaman bi zahmet şu çin işkencesini bırakın.
yazcam, valla bazen sırf bu sebeple vazgeçiyorum.
Allah aşkına............
Kampanya şuuuu;
Anahtar kelime kullanana yorum yazmayalım,
İfrit, gıcık, hasta nasıl olunur anlasınlar
bi zaaaamet yorum ayarlarını değiştirsinler...

24 Ocak 2010 Pazar

GDO

Her ne kadar tüm sitelerde bu yazı YILMAZ  ÖZDİL'e  mal edilse de ben arşivinde rastlamadım böyle bi yazıya..
bulan beni de bilgilendirsin...
ama yazı çok güzel ileteyim...

Haliyle panik halindesiniz... “Nasıl anlarız? Genetiği değiştirilmiş organizma yemekten nasıl kurtuluruz?” filan.
Şöyle...
*
Annaneniz öpülesi elleri parçalanırcasına, ovalaya ovalaya tarhana yaparken, siz, “Aman annane be, boş versene” deyip, marketten hazır çorba alıyordunuz ya... Annane rahmetli oldu ve siz, o tarhananın tarifini annaneden alıp, bir kenara yazmadınız ya... İşte o nedenle, siz, genetiği değiştirilmiş organizma yemekten kurtulamazsınız maalesef.
*
Ne verirlerse...
Onu yiyeceksiniz.
*
Kız evlat yetiştiriyorsunuz, en iyi okullara gönderiyorsunuz... Piyano çalıyor, İngilizce konuşuyor, Grammy alanları tek tek biliyor. Bilmeli... Ama alt tarafı limon, şeker ve su kullanıp, limonata yapmasını bilmiyor! Yoğurdu çırpıp, ayran yapamıyor, ayran... İşte o nedenle, kızınız, genetiği değiştirilmiş meşrubat içmeye mahkûm maalesef... Torunlarınız da.
*
Zahmet edip sütlaç yapmadığınız için, kek yapmaya üşendiğiniz için... İçinde ne olduğunu bilmediğiniz gofretleri, mısır patlaklarını kemiriyor sizin oğlan! Hamur tutmayı, şöyle mis gibi ıspanaklı bi börek yapıp, çantasına koymayı bilmediğiniz için, hamburger bağımlısı oldu. Tahin-pekmezi “köylü işi”, vıcık vıcık yağ fışkıran kremaları “modernite” sandığınız için, daha 10 yaşında ayıya döndü, yuvarlana yuvarlana yürüyor, tıkanıyor, merdiven çıkamıyor.
*
Size zor geliyor ama, zor mu evde yoğurt yapmak? İstanbul’un güneşi müsait değil, anlarım, zor mudur İzmir’de, Antalya’da, Adana’da evde salça yapmak?
Şikâyet edip duruyorsun, içine katkı maddesi konuyor, zorla beyazlatılıyor diye... İster tam buğday unundan, ister çavdardan, hakikaten zor mudur evde ekmek yapmak? Bütün ailen kabız... Tonla para verip, abuk sabuk ambalajlı-meyveli saçmalıklardan medet umacağına, niye öğrenmiyorsun kabak tatlısı yapmayı?
*
Güya, çoluğunu çocuğunu düşünüyorsun, taze taze yesinler diye, pazara gidiyorsun... Eğri büğrü biberlere, doğal olduğu için tuttuğunda ezilen domateslere ağız burun kıvırıyorsun, hormonlu, tornadan çıkmış gibilerini alıyorsun... Ne işe yaradı senin pazara gitmen?
*
Kocanız da, bu satırları okuyup, size akıl verecek şimdi... Söyleyin ona, ukalalık etmesin, götürün aktara, hatmi çiçeğiyle zencefili birbirinden ayırt etsin, ondan sonra konuşsun!
*
Enginar, börülce, radika, cibes pişirmekten haberin yok; gazetelerin tiraj almak için kıçından uydurduğu kıçımın uzmanlarından fıldır fıldır brokoli tarifleri öğreniyorsun... Brüksel lahanası yiyerek mi AB’ye gireceğini sanıyorsun?
*
Çin’den bal getiriyorlar mesela... Taaa Arjantin’den, Meksika’dan bal getiriyorlar. Neymiş efendim, içinde genetiği değiştirilmiş organizma olabilirmiş falan... İçinde tavuk ibiği, maymun kulağı olmadığına şükredin! Ben iddia ediyorum... Kaşla göz arasında frankeştayn ürünlere kapıları açan arkadaşlarla, Amerikan çiftçilerinin avukatı profesörlerimiz, sırf karakovan balına sahip çıksa, Şemdinli’de, Pervari’de terör bile azalır, terör bile.
*
Uzatmayayım.

Mutfak genetiğimizi kaybettik biz.

Elin adamı, mısırdan, soyadan, domatesten önce beynimizin DNA’sını değiştirdi!

*
Hurrraaa diye köyden kente göçerken, dışarda tıkınmayı şehirleşme zannettik. Ambalajlı ürün tüketmeyi, zenginleşme zannettik.

*
Dolayısıyla, ya kafayı değiştirip, özümüze döneceğiz... Ya da ne verirlerse onu yiyeceğiz.

Hatice....



Demin okudum Bir kelebeğin günlüğünden bağlanarak,Haticenin hayatını...
Yazıyı radikalden okunudm .İsteyen buna tıklayıp okusun...
Benim diyceğim de şudur.


"Offf, o kadar çok ki Haticeler.. Hangi köy okuluna gitseniz, hem Hatice var; hemde umursamaz anne- babaların Haticeleştirdiği çocuklar.
tek çare ne biliyormusunuz : Eğitmek ama kimi? Onları değil, kendi çocuğunuzu... Hacıbabamız( eşimin büyükbabası) derki; herkes önce yakın çevresine yardım etmeli, eğer herkes yaparsa bunu, uzakta yardıma muhtaç kimse kalmaz ki...O yüzden önce çocuğumuza öğretmeli, iyi olmayı, yardım etmeyiiiii....."

23 Ocak 2010 Cumartesi

BU DAHA DA FENA



(Khaled HOSSEİNİ,Everest Yayınları)
 Bin Muhteşem Güneş tarafından bu denli sarsılınca, kendime eziyeti abartıp; yazarın Asıl yaygarayı koparıp, tüm dünyaca tanınmasını sağlayan "UÇURTMA AVCISI" kitabını da aldım.
sonra ne oldu. 50 sayfa okudum, "ay çatlıycam"  diye yarıda bıraktım...
Yani işkencede bi yere kadar di mi?
o kadar fena bu kitapta..
tabi yarıda bırakmış değil, ertelemiştim okumayı, gerçekten ağır geldi birdenbire...
Çünkü her şeyiyle tastamam bi kitaptı..
Çok etkileyici bi öykü var yine karşımızda, iyi çizilmiş karakterler,dram üstüne dram ekleyen bi hayat, çok iyi bi çeviri ( Püren ÖZGÖREN) yani daha ne diyim...
Ha ekleyeyim, kitap şimdiden senaryo gibiydi, filmi çekilmiş, izlemedim ama okurken izledim kafamda zaten.
Olur da kitaptan önce filme rastlarsanız; hollywood pek bişey yapmamış yani....
bu durumda NAĞPİCEKSİNİZ; Alceksiniz ,okuyceksinız.....


Not: Sevgili okur dostum Dalga Sesleri'nin yorumunu da eklemeden geçmiyim dedim..
"Dostluk kavramı adı altında aslında azınlık psikolojisi ile hareket eden ezik Hasan ile kendi öz eleştirisini yapan Emir'in işgal altındaki ülkesinin portresini çizen ağlayarak okuduğum bir roman "




SOSİS KEBAP (Kahvaltıda)




Geçen buna benzer bişeyi Taze Nane yapmıştı yufka ile ama orjinal tarif bu..
Aklıma geldi, epeydir yapmadım, hem pazar kahvaltısına yaparsınız diye anlatayım bari...
Acayip de kolay..

Sosis Kebap

1 paket sosis
1 Paket milföy
Peynir
Zeytin
Kızartmak için bol sıvıyağ
Kürdan (kebabı dizmek için)

Milföyleri dolaptan çıkarın ama çok yumşamadan, kare kare kesin.
Sosisleri ince ince dilimleyin.(Şekildeki ebat iyi)
Peynirler akmasın diye muska yaptım, tek yaprağı 4 e bölüp.
Hem adet de azalmamış oldu.
Zeytinler de değişik olsun diye şekildeki gibi silindir yaptım.
Hepsini hazırladıktan sonra kızgın  yağda kızarttım.
Çabuk kızarıyor, fazla kızarırsa da sosiler kuruyor. Dikkat..
Havlu kağıda aldım.

Aslında orjinalde şişe kapağı ile milföler kesilip,sıra sıra sosisle eş boy ve düzende diziliyordu.
Ancak malum artan parçalar kıvrılıp kızartılsalar da hoş olmadı.
Ben de en sonunda kare kare kesip sırayla dizdim, israf etmedim.
Biliyosunız ki artık BİM' den alınan milföy de hem ucuz, hemde yağlı olmadığı için daha sağlıklı, hafif ve az kalorili ( şunu yazıp, bi de kızartıyorum ya utanmadan :)))

Efendim bu tarif; kocalara yağ çekmek, çocuklardan öpücük almak-rüşvet vermek, misafirin gözünü boyamak, pazarları keyiflenmek için çook uygundur.
Afiyet şeker olurken, sıhhat olsun inşallah: ))))




22 Ocak 2010 Cuma

YAĞ MANTISI

Size aslında Kayseri mantısını suncaktım ama Cahide'nin Elleri'nde görünce; dedim  rekabet ortamı yaratmasın, ezilir şimdi kızcağız :))))
Ne de olsa benimki memleket yemeği.(Çaktırmayın, o da güzel olmuş.)



Hamur için
1 çay bardağı ılık su
Yarım çay bardağı sıvıyağ
yarım çaybardağı yogurt
yarım çay bardağı süt
Yarım paket Pakmaya yaş maya ( Ay çok severim bu tombiş ustayı :)))
Tuz
Alabildiği kadar Sinangil un

İç Harç İçin
100 gr kıyma
1 adet soğan elde doğranmış ( çok ince kıyılmasına gerek yok)
Doğasal kırmızı toz biber
Doğasal Reyhan ( fesleğen)
tuz

İç Harcı karıştırın.
Doğasal baharatlar kullanmak her zaman tercihim.( piyasada gördüğüm en kaliteli ürün, üstelik ucuzda...)

Hamurunuz yumuşacık olacak şekilde yoğurun.Hani fırınlardaki ekmek hamurları gibi..
Zaten bu tarif istenirse fırından alınan ekmek hamuru ile de yapılabilir.
Ama diğer malzemeler katılınca, piştiğinde daha yumuşak oluyor.
Hamuru unlayarak şekildeki gibi açın.
Kesin kocaman kocaman.
İç harcı koyup, kapatın.



Bol Sıvı yağda kızartın.
Kızarttıklarınızı kapaklı bi tencereye alıp, ağzını kapatın; yumuşasınlar.
Üzerine benim gibi üşenenler için doğasal sarımsak tozu ile yapılmış yoğurt dökün.
En üste de naneli (illa ki) tereyağlı, sıvıyağlı salçalı sos dökün.
Valla ne diyim; GÖTÜRÜN....
Sağlık, sıhhat olsun, afiyet olsun :)))
Bir de bu yemek hem misafir ağırlamak için, hemde çocuklar için yugun